31 Aralık 2015 Perşembe

HOŞ GELSİN 2016



Pijama,terlik,televizyon,internet modunda olacağım.Evimde kızımla,oğlumla.
Çok yıllardan sonra kar ile birlikte giriyoruz yeni bir yıla.


Takvim yaprakları hızla değişiyor.Rakamlar rakamları,aylar ayları,mevsimler mevsimleri kovalıyor.Yıllar da geçip gidiyor,ömürlerimizden.


Yeni başlangıçlar yeni mutluluklar olsun.Umutlarımız hiç bitmesin.Umut etmekten hiç vazgeçmeyelim.İyilikler,güzellikler,bereketli günler olsun.Arkadaşlarımız,dostlarımız tüm sevdiklerimizle beraber olalım.

Kötülükler ,hastalıklar,canımızı sıkan durumlar uzak olsun bizlerden.Bol kitap okuyalım.Müzik dinleyelim.Ruhumuzu da besleyelim.


Hoş gelsin 2016 yılı.
Eski yılların acılarını hafifletsin.

Sihirli bir değnek olsa hastalıklar, üzüntüler,kaygılar,dertler bitse.Kafamızı yastığımıza huzurla koysak mesela.


Çok şey istemiyorum sadece bunlar.




Ne yıldı ama 2015...Özetle;










Ben Nur - Hexe 
Sevgiler







25 Aralık 2015 Cuma

İYİ Kİ DOĞDUN KÜÇÜK PRENSİM




Merhaba,

Bugün günlerden Canım OĞLUM .
Birtanecik kuzucuğum benim.Noel sabahı,şafak vakti aldım seni kucağıma.Hıristian olsaydık bir çok anlam yüklenebilirdi.

Sen benim masum bebeğim minnacıktın bumburuşuktu tenin.Ama şu da vardı o gün doğan tek erkek bebektin.Doğumhaneyi şafak vakti gür sesinle inlettin.Mavi gözlü Boncuk Ebe ''hey Maşallah sesiyle erkek olduğunu nasılda belli ediyor,kızlar prensiniz geldi ''demişti.

Küçük prensim kocaman oldun dile kolay 21 yıl geçti.Nasıl geçti bunca zaman hayret ediyorum.Ama 100 yıl da geçse sen hep benim küçük prensim kalacaksın.Seni çok ama çok çok seviyorum.İyi ki doğdun iyi ki benim oldun.Öncelikle 'Sağlık' diliyorum sana sonra bolca huzur ve mutluluklar.

Fotoğraf çekilme özürlüsüsün eski fotoğraflarından eklemek istemiyorum.Bu yıl yazımla idare edeceksin :))))

Öptüm,kucakladım,sarıp sarmaladım Furkan Can'ım.
Doğum günün kutlu olsun ,sevdiklerinle beraber nice nice senelere...


                                                                                       Mother'ın  GoGoŞi















18 Aralık 2015 Cuma

STAR WARS




MERHABAAAAA....

Star Wars çılgınlığı,hiç bir şey yazmayıp başlığı atsam yeter ;)

İlk filmini çocukken izlemiştim.Zaten Bilim Kurgu Aşkı böyle başlamıştır bende.Dünya STAR WARS diye inliyor resmen.Üç boyutlu olması da cabası.Bilen bilir ben Sinema'da film izlemeyi pek sevmem.Ev ortamı bana daha sıcak geliyor.Ama 3D için izlerim.O bambaşka bir şey.İyi ki icad etmişler.Filmin içinde olmak acayip heyecanlı.İlk 3D ile tanışmam Avatar filmiyle oldu.Tekrar izleyebilirim.Mideniz boş gitmeyin zira bende   3D mide bulantısı yaptı.Film arasında patlamış mısır yedik ikinci yarıyı sorunsuz izledim.Bana mı oldu sadece bilmiyorum.İlk deneyimimdi tuttu sanırım :)) Ama etkisinde kaldım filmin içindeydik, elimi uzatınca dokunuyordum sanki yada silahları burnuma dayıyorlardı.Acaayip bir şey.Star Wars bence 3D izlenmeli daha sonra tekrar ve tekrar izlerim evde.
''How I Meet Your Mother'' dizisinde her yıl Star Wars'ı izleme etkinliği yapıyorlardı.Peş peşe 6 filmi izliyorlardı.Aynı zevke sahip kişiler bulup biz de izleyebilir miyiz peş peşe? denemek lazım.Şimdi 7 film olmuşken eve kapanıp bir kış mevsiminde kar yağacak bol abur cubur,kahve,çay, yumuşacık battaniyeler,pijamalarla koltuklarda yayılmaca...Vay bunu deneyeceğim,emekli olunca ;))))









Sırada izlenmesi gereken yığınla film var,
_Kocan Kadar Konuş
_Kardeşim Benim
_Nadide Hayat
_Düğün Dernek,Sünnet

Şu an aklıma gelmeyenler de var.Türk filmleri kategorisinde bunları sıraladım.Ne diyordum;
STAR WARS izleyin,Harrison Ford 73 yaşında hiç yaşlı değil.

Hexe'niz bildirdi.
Yıldız savaşları ,STAR WARS adamlar yapmış,oldu mu? Olduuuu ,olmasaydı Dünya inlemezdi değil mi?

Sevgiyle kalın,filmlerde kalsın Savaşlar,yıldızlarınız sönmesin,iyi hep kazansın,kötüler ders alsın-pişman olsun,çooook Sevgiler



                                  ''GÜÇ SİZİNLE OLSUN''



                                                                                                                                NuR  :)









21 Kasım 2015 Cumartesi

CEEP CALM AND JUST SMILE





Akşam evde oturuyordum.'Kiralık Aşk' dizisini izliyordum elimde motiflerim ördüğüm battaniyeye takıyordum.Örgü aşkına tutuldum bu aralar.Oğluşumu da bekliyordum.Saat 16.00 dan sonra Dayısını yanında İnternet Cafe'de çalışıyor,cep harçlığı için.
Özlüyorum onu ve yemek yediğini görmek için bekliyorum gelişini.Azıcık koltukta şekerleme yapıyorum o gelene kadar bana yetiyor (saat 24.00 gibi geliyor).Bazen arayıp soruyor gelmeden ne yemek var veya şundan yerim diye.Yemek düzenine çok özen gösteriyoruz zira geçen sene oldukça ciddi bir sağlık soruyla uğraştık.Çok şükür şimdi çok çok iyi.Kontrolleri var yakın zamanda tekrar İstanbul'a gitmesi gerekecek.Yaşadığım şehirde malesef tedavi edemediler ve hastalık ilerledi.Dikkat ve kontrol gerektiren bir hastalık 'Crohn Hastalığı'.Başka bir zaman bahsederim daha önce hastalığı hakkında yazmıştım.Merak ederseniz buradan okuyabilirsiniz.Daha ayrıntılı yazacağım çünkü yeni ve az bilinen bir hastalık :(((
Oğluşum bir şeyler yerken kanalları karıştırdı 'Kim Milyoner Olmak İster?' adlı yarışmada durdu.Biz bayılırız sorulara cevap vermeye.Döndü bana dedi ki; neden katılmıyorsun yarışmaya.Şöyle bir baktım ona bir kaşımı kaldırıp, ben mi? diye sordum (bana sormuştu tabii).En kötü ihtimal bin TL alırsın dedi.Döndüm dedim ki;beni o kadar Akıllı buluyor musun gerçekten?sen katıl öyleyse dedim.Bana tip tip bakıp 'her şeyi biliyorsun her şey hakkında bilgin var neden kendini küçümsüyorsun ki?' dedi.

Ben bir ŞOK oldum yalan değil.Sonra bir GURUR da duydum kendimle oğlumun gözünde sıradan biri değildim.Çok Akıllı sayılmam bence, ama meraklıyım.Çok kitap okumanın faydasını görüyorum tabii.Boş biri değilim bu kesin.İlgimi çeken alanlarda bilgiliyim sadece.
En önemlisi Oğlumun beni böyle görmesi,DÜNYALARA değişmem bu duyguyu ve öngörüyü.Canım OĞLUM annesinin kuzusu birtaneciğim,seni çok seviyorum.İyi ki benimsin,iyi ki varsın bebeğim.Çok mutlu ettin anneciğini.Korkarım başvuruyu da yapmışsındır ama ben korkarım oraya çıkmaya adımı bile unuturum gibi geliyor :)))))))) Senide kırmıyayım olursa giderim,zaten sen beni bırakmazsın kafamı ütülersin 'hadi, hadi, hadi diye'değil mi?

Sevgili günlükcüğüm işte böyle,oğluşum beni bir silkeledi.Çünkü bu yönlerime çok değer vermiyordum.Salak hiç olmadım ama Akıllı da sayılmam.Azcık çatlaklık var yani :))))
Sabah daha mutlu biri olarak kalktım yatağımdan.Çok şükür sağlıklıyım ,çok şükür nefes alıyorum,çok şükür hayatımı kendim yönlendiriyorum ve çoook çok şükür ASLAN gibi bir oğlum dünyalar tatlısı bir kızım var.Daha ne isterim ki...



Musmutlu günleriniz olsun ben Hexe'niz bildirdi.Sağlıkla,mutlulukla,huzurla kalın.Çok sevgiler....








19 Kasım 2015 Perşembe

TERÖR









Bu konuda yazmak hiç istemiyordum çünkü herkesin başı ağrıyor.Susamıyorum,kabullenemiyorum,sinirleniyorum.

Akşam eve gidince adetimdir televizyonu açmak amacım evde bir ses çıksın ve de haberleri dinliyeyim. Bünyem artık kaldırmıyor olumsuz haberleri.Kendi kendime söylenmeye başlıyorum (aramızda kalsın bazen de bir kaç tane küfür sallıyorum).

Tarafsız yayın yapan kaç kanal kaldı artık o bile bir muamma.Zaten taraf olanları direk sildim olurda arada kanal karıştırırken denk gelirim diye.Sürekli televizyon izleyen biri olmadığım için böylesi daha mantıklı,bence.

Bildim bileli TERÖR illeti hayatımızda.Yıllardır PKK illetiyle uğraşıyoruz ve binlerce MEHMEDİMİZİ kaybettik/kaybediyoruz. Benim gördüğüm; Askerimizi hunharca öldürmeleri ve bunun üzerine bizimkilerin BOŞ dağları bombalamaları.

Avrupalı başına gelmeden TERÖR'ün ne demek olduğunu bilmiyordu tabii.Besledikleri YILAN'ın bir gün gelip kendilerini sokacağı akıllarının ucundan geçmedi ki bizim sınırımızda yakalanıp geri gönderilen TERÖRİST onların tam kalbinde patladı.Üstelik Türkiye diğer Ülkeleri uyardı bu konuda.Bazı konularda geri kalmış olabiliriz ama son zamanlarda yaşananlardan sonra sınır kapılarında tecrübe kazandık her gelene eyvallah demiyoruz.Şaşsam da İstihbarat servislerimiz çok iyi çalıyormuş diyorum.

Fransa'da ki olaya çok şaşırdığımı itiraf ediyorum ve üzüldüm tabii.Sonuçta o kadar İnsan hayatı yok oldu.Ama; ''PRAY FOR PARİS'' durumlarına girmedim,profilime Fransız bayrağı koymadım,Ahhhh Vahhh durumları Eyfel fotoğrafları paylaşmadım.Sadece TERÖR'ü kınadım.

Çok fazla uzatmama gerek yok,Ülkece aylardır yaşadığımız Vahşet ortada Avrupalı Amerikalı Asyalı kimse ''PRAY FOR TURKEY'' demedi.Protesto için bir araya gelmedi,destek olmadı.

Eeeee... Eşşeğin oğlu giller ZEHRİNİZ tadına bir bakınız!!!

Nasıl?

Yandı mı CANINIZ?

Korktunuz değil mi?

Almanya'da bomba paniği yaşadılar.Orada yaşayan Türk Vatandaşlarımız bile ancak idrak edebildi TERÖRİZM ne olduğunu (çok değil birazcık).Öyle etliye sütlüye dokunmadan yaşayıp gidiyorlardı.Dışarıdan bol keseden Ahkam kesiyorlardı ya bizim ALAMANCILAR ancak biraz DANK etti kafalarına.Çok korktuk ,hala korkuyoruz diyorlar.Biz bu psikolojiyle yaşıyoruz yıllardır.
Biz İnsan değil miyiz?


Kınamadan da edemiyeceğim Türkiye-Yunanistan Dostluk maçındaki ıslıklar ve yuhalamalar beni çok utandırdı.Ulusal Marşa hakaret olmaz ve Türk İnsanına asla YAKIŞMAZ.Bir dakika saygınız olsun 1 DAKİKACIK hiç zor değil.

HER KİMSENİZ BİZİ ÇOK UTANDIRDINIZ!!!

Tahammülsüz olduk hepimiz.Çabuk parlayan,sinirli,kavgacı,yakıp yıkan.Bunun suçlusu olarak Yöneticilerimizi görüyorum.Çünkü;
 Gezi Olaylarıyla başlayan ŞİDDET malesef artarak ve hepimize bulaşarak bizi böyle bir toplum haline getirdi.
Tatlı dili,uzlaştırmayı iletişim kurmayı ve birbirimizi anlamayı UNUTTUK.

Baştakiler bize her gün ama her gün Televizyonlardan Meydanlardan YÜKSEK YÜKSEK tonlarda ve KOCAMAN harflerle ÖTEKİLEŞTİRME yaparken bizlerin tahammülü,saygısı ve sınırı bitti.Sonuç ruh hastası bir toplum olduk.Kadın Cinayetlerini de buna bağlıyorum ben.Erkek kişi zaten ruh hastası bakıyor ki herkes bir baskı bir şiddeti uygulama peşinde ve bu prim yapıyor,öyle ya KOCAMAN Devlet Adamları birbirlerine etmediği hakaret tehdit kalmıyor, karşısında ona azcık sesini yükselteni gözünü kırpmadan öldürüveriyor.ACIMADAN!!!


Çok konuştum ben.Hissettiğim budur.Düşüncelerim bunlardır.

Hoşcakalın,okuduğunuz için teşekkür ederim.Sevgiler....



                                                                                                                                                      Hexe'niz


10 Kasım 2015 Salı

ARIYORUZ... KASIM'DA AŞK BAŞKADIR...



Minnettarım sana,bilsem ki tekrar canlanacaksın gözümü kırpmadan canımı veririm.

Sayende Özgürüm,

Sayende Okur-Yazarım,

Sayende Seçip-Seçilebiliyorum,

ANIYORUM-ARIYORUM










8 Kasım 2015 Pazar

ŞU ARAPLAR VE MÜSLÜMANLIK (YILMAZ ÖZDİL)



Kime ne kimin ne yaptığı DOĞRU  ama; SEN Müslüman bir Ülkeyim kanunlarımı ona göre koyuyorum diyorsun paranız SEN'i o biçim şaşırtıyor.Eh Zenginin parası züğürdün çenesini de yorarmış bize konuşacak ÇOOOOOOK malzeme çıkıyor. Buyrunuz ,iyi Pazarlar dilerim,Sevgilerimle....




Resimde gördüğünüz hatunu porno yıldızı mı sandınız? Hayır değil, Suudi prensesi...
Düşünmeden edemiyorum acaba "İslamiyet sadece yoksul halkları yönetmek içindayatılan siyasal bir dine mi dönüştürüldü?"
Mesela IŞİD bu hatunu da Sünnet edebilecek mi? Yoksa o cani gözleri sadece yoksul halkları mı görüyor?
Peki sadece bu prenses mi çıkmış İslamiyetten? Okuyalım bakalım Yılmaz Özdil'i...


Ahhh araplar ahhh, milleti burkaya sokarlar kendileri hayatlarını yaşarlar
bisiklete binmenin, araba kullananın kadınlara yasak olduğu, saçının bir telinin görünmesini canıyla ödeyen -ARAP DÜNYASINDA LİDER EŞLERİ, KIZLARI ve GELİNLERİ neden AÇIK !
Türkiye türbanı tartışıyor. Peki Arap dünyasında Lider eşlerinin ve kızlarının, gelinlerinin hepsinin başı neden açık ?
Anlaşılan o ki...
Bunlarda imam hatip liseleri yok.
Nasıl giyineceklerini bilmiyorlar!
"Araplaşıyor muyuz?" Deniliyor ya...
Hayır.
Araplara haksızlık etmeyelim.
*
Mesela, Ürdün Kraliçesi Raina... Kuveyt doğumlu, Filistinli. Başı açık mı? Açık.
Suriye first lady’si Esma, sarışın... Ne malum? E görüyoruz.
Mısır first lady’si Suzan Mübarek? Açık.
Fas Kraliçesi Laila Salma? Açık...
Kızıl saçları var... Geçenlerde kızı oldu, hastanede çekilmiş fotoğrafından biliyorum.
Cezayir first lady’si Amal Triki? Açık.
Libya Lideri Kaddafi’nin top modelleri kıskandıran doktor kızı Ayşe, saçlarını sarıya boyattı... Eskiden siyahtı.
Tunus first lady’si Leyla bin Ali? Açık.
Hatta, Tunus Cumhurbaşkanı’nın oğlu Muhammed Ali Mabrouk, gizlice İstanbul’a geldi, Reina’ya bir sarışınla girerken yakalandı, tam "çapkınlığa geldi" demeye hazırlanıyorduk ki, meğer eşiymiş.
Ya, Katar?
Cumhurbaşkanımız oradaydı iki üç gün önce... Katar Emiri’nin eşi Sheikha Mozah binti Nasır el Missned, "Hello" dergisinden fırlamış gibiydi... Sophia Loren’in gençliğine çok benziyor. Sanırım o nedenle Sophia Loren tarzı, saçlarını açıkta bırakan tülbent benzeri bir şey takıyor. Saçları kahverengi, uzun, beline kadar iniyor.
Saddam’ın ilk eşi Sacide, açık. İkinci eşi Samira, açık. Kızları Rana, Raghad, Hala, açık. Gelinleri de.
Rahmetli Arafat’ın eşi? Süha Arafat, açık.
Pekiii...
Birleşik Arap Emirlikleri Başbakanı ve Dubai Veliaht Prensi Şeyh Muhammed bin Raşid el Maktum’un eşi?
Hani şu garajı alan Şeyh’in eşi?
Prenses Haya.
Ürdün eski Kralı Hüseyin’in üçüncü eşinden, en büyük kızı... Bu nedenle, hem Dubai Prensesi, hem de Ürdün Prensesi... Sporcu, binici... Üstelik, öyle böyle sporcu değil. 2000 yılında Avustralya Sydney’de yapılan olimpiyatlara Birleşik Arap Emirlikleri adına katılan milli sporcu...
Kadın haklarının ateşli savunucusu.
Arap kızlarının umudu.
Prenses Haya...
Açık.
*
Anlaşılan o ki...
Bunlarda imam hatip liseleri yok.
Nasıl giyineceklerini bilmiyorlar!
Yılmaz ÖZDİL



28 Ekim 2015 Çarşamba

DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN TÜRKİYEM




BİRLİKTE BU TOPRAKLARDA NİCE SENELERE,

CUMHURİYET'LE,

ATATÜRK'LE,

ÖZGÜRCE...








                                                            NE DEMİŞTİ ÜSTAD;

                                                            CUMHURİYET'LE KALIN!




HOBİ-HOBİE-HOBY





MER-HA-BAAAAA...

Ben geldim.

Bahanem de yok.

Yazamadım, elim gitmedi,dilim varmadı.Zor günler geçiriyoruz bildiğiniz / bildiğimiz gibi.Konuya girmek istemiyorum ama içimizden de çıkmıyor acılar. Kabuklarımız deşiliyor ve kanıyor ve acıyor ama geçmiyor.Ben böyle hissediyorken Aileleri neler hissediyor bilemiyorum,çok üzgünüm.


Her Evin derdi ayrı derler ya,öyle hakikaten.Herkesin kendine göre bir problemi var.Klasik ama öyle.

Yıllardır yapmadığım elişilerime dönüş yapmış durumundayım.Pek özlemişim bir hevesle örüyorum ki sormayın gitsin.İyi ki de başlamışım ruhuma da kafama da iyi geldi.Övünmek gibi olmasın ama becerikliyimdir :)))) İlkokula giderken Almanya'da bebeklerime elbiseler ördüğümü hatırlıyorum.Şişlerle aram çok iyidir.Tığ işi de yaparım ama o çok zahmetli, çeyizime ördüklerimi kullanmıyorum bile.Bakımı da zor dantelin kaynatacaksın, ütüleyeceksin ,koruyacaksın yıpranıyor da zamanla.El emeği ördüklerimi çocuklarıma bırakacağım,hatıra :))) Kızıma sana çeyiz olarak vereceğim diyorum yüz ifadesini düşünün artık.

Artık eskisi gibi değil çeyiz dizmeler. Her şeyin hazırı var ve bence de daha güzeller.El emeği başka şey canım hatıra saklansın bana dair kalan olsun. Zaten bu blogun amacı ;çocuklarıma hatıra kalsın duygularım düşüncelerimdi. Elişlerim de kalsın.

Bu örneği çok sevdim böyle puf puf duruyor.Battaniye veya yatak örtüsü olacak inşallah.Fıtı fıtı fıtı örüp duruyorum büyük bir hevesle.Tavsiye ederim insan baya rahatlıyor.Ha bir tane daha ,ha şunu da yapayım muhteşem hissettiriyor.








                                        Bir de böyle bakın,


                                     Bir de böyle,




Başka bir sürü örnek de çıkardım,bir sürü renkleri eşleştirdim onlarda gelecek takipte kalın okuyucu ;)

Kitap okumayı bırakmış değilim.Her akşam yatmadan bir kaç sayfa mutlaka okuyorum.Son kitabım ''GREY''.




Bu Kitabı da dört gözle bekledim.
Şimdi anlatma sırası Christian'da. Erkek bakış açısıyla yazılmış.Diğer Kitaplarını okuyanlar hikayeyi biliyorsunuz,aynı sırada ilerliyor sadece arada ki boşlukları dolduruyoruz.Aynı filmi tekrar izlemek gibi ama erkek kahramanımızın gözünden.Daha önce de hakkında yazmıştım buradan okuyabilirsiniz.

Vakit ayırıp okuduğunuz için teşekkür ederim.Ben bu aralar böyleyim işte.Sevgilerimle,hoşcakalın.

                                                                                                                                                 NuR  :)











7 Eylül 2015 Pazartesi

#YETEEEEEEEER








Söyleyecek hiç bir söz yok.

Konuşacak çok çok şey var.

En önemlisi ACİL!!! harekete geçilmesi lazım.Daha neyi bekliyor bu Devletin başındakiler???
Daha ne kadar OCAK SÖNECEK ne kadar?
140.000 fazla emir altında ASKERİMİZ var bir PKK yı mı yok edemiyorlar????
Kandille görüşmeye gidiliyor da yerlerini yurtlarını biliyorsunuz da nasıl yok edemiyorsunuz İT SÜRÜSÜNÜ?

Alın size çözüm süreci.Silah bırakmışmışlar ,sınır ötesine çekilmişmişler....
Biz yırtındık buralarda yoktur öyle şey diye alın bir tarafınıza g.....süreciniz!!!
Daha bir örgütlendiler daha bir yetiştirildiler daha bir hazırlandılar EVATLARIMIZI ALMAYA!!!!!!


Nakliyeciler anlatıyor o yöreye gidenler.Güpegündüz yolları kazıyıp bombaları yerleştirdiler ve Belediyelerde bir güzel asfalt çekti üzerlerine.O yöredeki herkes göz yumdu, herkes suçlu,herkes suç ortağı.Daha geçen gün Polis Karakoluna saldırıda bulunan PKK'lıların leşlerini siviller götürmeye çalışmadı mı? Görmedik mi ekranlarda? Gerçi kaç kanal yayınladı bilmiyorum,ben ŞOK geçiriyordum!!! Askerin elinden LEŞLERİNİ almaya çalıştılar niye kimse bir şey diyemiyor.NİYE????

ATATÜRK bize üzerinde ÖZGÜRCE yaşadığımız bu CENNET VATANI bıraktı.Nice Nice ADSIZ KAHRAMANLARIMIZ ŞEHİT oldu bu uğurda.İşgal altındaydık ve Osmanlı İmparatorluğu yıkılmıştı.İmparatorluğun elindeki son toprak parçası da gözü aç İngiliz ,Fransız,Yunan ve Ruslar arasında paylaşılmaya çalışılıyordu.Hiç mi tarih okumadınız ,duymadınız? son Vatan toprağı elden gidiyordu TÜRK SOYUNUN sonu gelmişti.Üzerinde ÖZGÜRCE yaşayalım diye ATALARIMIZ kendilerini feda etti.Savaştılar topraklarını vermemek için.Canlarını verdiler soyları VATANLARI yok olmasın diye.

Bugün sen,ben ,bizler istediğimiz gibi konuşabiliyor istediğimiz gibi yaşayabiliyor,istediğimiz gibi gezebiliyorsak,ben TÜRKÜM diyebiliyorsak ATATÜRK'e çooook ,Canını feda eden VATAN EVLATLARINA, DEDELERİMİZE ,ATALARIMIZA çok çok şey borçluyuz.

Bugün üç-beş PİSLİK Vatani görevini yapan ASKERİME,POLİSİME kurşun atıyor.Öldürüyor CANİCE!!! ne için? Dış Ülkelerin gözleri VATAN topraklarımızda olduğu için.Bu cahiller sürüsünü kandırdıkları için.İç karışıklık çıksın Ülkenin başındaki ZAT ''bunlar 400 Milletvekili vermediğiniz için'' diyebilmesi için.Yazıklar olsun o kişiye oy veren CAHİLLER SÜRÜSÜNE!!! Size KOYUN diyoruz az bile diyoruz,az!!!

Benim evladım gittikten sonra ne demek ''VATAN SAĞ OLSUN''!!!

EVLADIM SAĞ OLSUN!!!

Sizin oyunlarınıza feda edecek evladım yok!!!

O ŞEHİT aileleri ŞEHİTLERİYLE  birlikte toprağa gömülüyorlar.Evlatları hastalıktan,kazadan ölmüyor.Hain ,alçak,vahşi bir şekilde TERÖRİST birileri tarafından YAŞAM HAKKI elinden alınıyor.Ne için?Kim İçin?

Bir HİÇ için....


SAVAŞTAMIYIZ? İŞGAL Mİ EDİLDİK? NE OLUYOR????


HİÇ KİMSE KUSURA BAKMASIN,BENİM FEDA EDECEĞİM BİR EVLADIM YOK!!!!

ALLAH CEZASINI VERSİN BİZİ BU HALLERE DÜŞÜRENLERİ.BİN BETER OLSUNLAR!!!

ARTIK YETER!!!

VERECEK BAŞKA KINALI KUZUMUZ YOK!!!

LANET OLSUN BU ÜLKEYİ YÖNETEN CAHİL-CÜHELLA ZATLARA!!!!

LANET OLSUN ÇÖZÜM SÜRECİ DİYEREK PKK'YI GÜÇLENDİRENLERE!!!!!

Müslümanlıktan Dinden bahsedip İnsanları kandıranlar Allah cezanızı versin.Tuzunuz kuru zaten sizin evlatlarınıza bir şey olduğu yok.Ya BEDELLİLER ya ÇÜRÜK....



VATAN SAĞ OLMASIN!!!!

EVLATLARIMIZ SAĞ OLSUN!!!!




(Evlat sahibi Anne)
(Duyarlı içi yanan İnsan)







31 Ağustos 2015 Pazartesi

YAZIN SON GÜNÜ





Merhabalar,


Kış'tan nefret eden biri olarak ağlamak istiyorum.Yaz bitti ben bir şey anlamadım yaaaaaa.
Çooooook çabuk geçti.Sıcak seviyorum ben.Güneş seviyorum ben.Fırıl fırıl esen rüzgarda gözlerimi kapatıp hayal kurmayı,düşünmeyi seviyorum ben.Yaz demek temizlik demek benim için.Bol suyla uğraşma zamanım.Dolapları hurçları açıp havalandırma kıyı bucak temizleme zamanım.Pencerelerin kapıların açık olduğu perdelerin tüllerin rüzgarla dans ettiği zamanları.Zeytinyağlıların,salataların hafif kahvaltı zamanları.Karpuzun,kavunun serinleten zamanları.Kızartma zamanı (benim evde pek pişmez ama yaz demek biraz da kızartma demek).Dondurmayı da unutmıyayım,dondurma zamanı.İnce giyinme zamanları.Tiril tiril gömlekler ,elbiseler,kısa pantolonlar,şortlar,etekler,askılı bluzlar,mayo,bikiniler zamanı.Şıpıdık terlikler çorapsız ayaklar zamanı.Balkonda kahvaltı, akşam çayı,misafir ağırlama zamanı.Günlerin uzun olduğu zamanlar.İşten eve gelince hala günlük güneşlik olan zamanlar.Bana bolca günışığı kalan zamanlar.

Kış gelince kasvet,iç sıkıntısı,soğuk,yağmur,çamur ve kısa günler.Hiç ama hiç sevmiyorum Kış'ı.Oysa Ocak doğumluyum Kış çocuğuyum ama yok hiç mi hiç sevemiyorum işte.Zaten emekli olunca Ege ya da Akdeniz'e kesin taşınacağım.Kışın bizim buralarda günler daha bir kısa saat 16.00 itibaren hava kararıyor.Bir sabah evden çıkarken aydınlığı görüyorum.Umutsuz vakayım ben.Kışın daha çok kitap okumamın sebebi de budur belki.Bilmiyorum...

Pazartesi sendromu Kış aylarında daha bir stress yapar bende.Ne çok şikayet ettim değil mi?Bugünlük de böyle olsun.

Sevgili Yaz seneye tekrar gel,erken gel bu saydıklarımı tekrar yaşamayı istiyorum.Hexe'niz iyi bir hafta diler.Sağlıcakla bol Güneş'li  sıcaklarda kalın sevgili arkadaşlar.
Savaşların olmadığı MEHMETLERİN hayatının elinden alınmadığı,ATATÜRK'ün bize emanet ettiği o güzel ÜLKEYE doğru giden YARINLARIMIZ olsun.BARIŞ'la kalın.



                                                                                                                                                 SEVGİLER
















17 Ağustos 2015 Pazartesi

SESİMİ DUYAN VAR MI?





Merhabalar,

17 Ağustos tarihine bir daha geldik.16 yıl geçmiş aradan.
Yerkabuğunun amansız bir şiddetle sarsıldığı,insanoğlunun çaresiz kaldığı doğal afet ,DEPREM.

Yaşadım,biliyorum korkunçtu.

Yalova'da oturuyordum.Depremin olduğu gecenin önceki sabahında memleketimden dönmüştüm.Valizler bile açılmamıştı.çocuklarım görümcemin çocuklarından Dizanteri kapmıştı ve alev alev yanıyorlardı.Bütün gün çocuklarımla ve evle uğraşmıştım.İnanılmaz sıcaktı hava.Akşam üzeri semt pazarına gidip geldim.Apartmana girip asansördeki aynada kendimi görünce şok olmuştum.Kapkara olmuştum akşam güneşinde.Sıcak olduğu için evin tüm kapıları pencereleri açıktı.Çocuklarım o zaman kızım 7 oğlum 6 yaşındaydı.Hasta oldukları için kendi yatağıma almıştım onları.Deprem olmadan ayıldım çocukların ateşlerini kontrol ettim.Henüz uykuya geçmemiştim bir uğultu duydum yeraltından acayip bir ses geldi sonra ilk sarsıntı.Lise'de okurken Ramazan ayıydı Erzincan depremi olmuştu ve Trabzon'dan da hissedilmişti bir tek onu biliyordum.Ama Gölcük Depreminde yaşadığım doğanın kudretini ve gücünü gösterdi.İlk sarsıntı hafifti eşyalar tıngırdadı titredik ilk panik dalgasını hissettim ve çocukları kucağıma almaya çalıştım.Tam durdu dedim şöyle 2 saniye kadar çok şiddetli bir patlama sesiyle sarsılmaya başladık.Sadece içimden dua edebildim ve çocuklarımı kucakladım.Duvarlar üstümüze yatıp kalkıyordu,yer altımızda bir batıp bir çıkıyordu.Binalar sanki kartondanmış gibi çalkalanıyor,evin içindeki her şey dökülmeye başlamıştı.Arabaların alarmları ,dağdan kayalar yuvarlanıyormuş gibi bir gürültü,insanların çığlıkları hepsi birbirine karışmıştı.Binaların yıkılma sesleri gelmeye başladı sarsıntı o kadar şiddetliydi ki hani anlatıyorlar ya 'balkona kaçtım camdan atladım' inanın yerinizden kıpırdıyamıyorsunuz.Evin duvarlarıyla birlikte bir oraya bir buraya savruluyorsunuz.Sonra yandaki bina çöktü sıra bizde dedim.Dalgalanma gibi bir hareketi vardı Depremin,yer altımızda bir batıyor bir çıkıyor gibi oluyordu.Deprem durdu.
Gecenin zifiri karanlık olduğunu o gece öğrendim.Çocuklarım kucağımda babaları panik halinde onu bile ben sakinleştirdim.Kızımı babaya verdim oğlum kucağımda el yordamıyla mutfakta çakmak aramaya çalıştım birden aklıma gaz kaçağının olabileceği geldi.Sokak kapısına yöneldim vestiyer devrilmiş kapının açılmasına engel oluyordu kenara kaydırdık.Üst katlardakiler panikle merdivenlerden iniyordu.Zifiri karanlık,simsiyah her yer.Ayaklarımızla basamakları kontrol ede ede merdivenlerden indik.Apartmandan çıkıp kaldırıma oturdum çocuklarımı sarıldım ve sinirlerim orada boşaldı.Nasıl zangır zangır titriyorum.Çocuklar ağlıyor korkudan.Ben yüksek sesle ağıt yakıyorum, şoktan.
Yıldızlar gökyüzünde elle tutulabilirmiş gibi parlak ve yakın görünüyordu.İmdat sesleri,yardım çığlıkları insanların çaresizliği hala gözümün önünde ve kulaklarımda.Yalova Stadyumunu arka tarafında Hacı Mehmet Ovası dedikleri yerde oturuyordum.Traji komik olan komple mahalle yıkılmıştı benim oturduğum bina ayaktaydı.Bu mahallede daha yeni yeni kuruluyordu hep sıfır evler ve en fazla dört katlı.Hepsi ya yıkıldı ya zeminlerine çöktü.Yan yatan binalarda vardı.Yan tarafdaki bina bizden bir yıl eski (biz depremden dört yıl önce taşınmıştık) aynı müteahit yapmış model olarak da aynı sayılır,giriş katındaki atölyenin üzerine çöktü.

Karşı binadan yardım çığlıkları geliyordu.İnsanlar çaresiz bir oraya bir buraya koşturuyordu.Koca bina çökmüştü beton bloglar kıpırdamıyordu bile.Bir baba çaresiz evladını kurtarmaya çalışıyordu.19 yıl üzerine evlat sahibi olmuştu o da göçük altında kalmıştı.Yan yatan binalardan insanlar perdeleri birbirine bağlayıp inmeye çalışıyorlardı.Manzara korkunçtu.Bazı binalardaki çelik kapılar otomatik olarak kilitlenmiş anahtarla açılmıyordu.İnsanlar bir şekilde duvarları delip çıkmayı başardılar.Bir alt tarafımızdaki fırında yangın çıktı.O saatte ekmek pişiyormuş ve çalışanlar malesef binanın altında kalmıştı.Kimse kurtulamadı.Gün açtıktan sonra gördüklerimizin tarifi yoktu.Devlet hastanesinin önünden geçiyorduk bir baba evladına sıkı sıkıya sarılmış ağlıyordu belki üç belki dört yaşındaydı.Hayatta değildi.O manzara gözümün önünden çok zaman gitmedi.İlk yardım sabaha karşı İtalyanlardan ve İspanyollardan geldi.Devletin 'D' si biz üç gün o bölgede kaldık gelmedi.

Artçı sarsıntılar da bizleri inanılmaz korkutuyordu.Açık alandasın ,kafana düşecek bir şey yok ama yeraltından öyle sesler geliyor ki çaresizce  panikliyorsun çoluğuna çocuğuna sarılıyorsun,korkuyorsun.Dağ taş yerinden oynuyor.İnanılmaz bir kuvvet.Televizyon ekranlarından izlediğiniz deprem görüntüleri gerçekten çıplak gözle gördüğünüzün yanında hiç kalıyor.Bire bir yaşamak çok farklı bir şey öyle kelimelerle anlatılamıyor.Ben aylarca gece uyuyamadım.Binalar üzerime çöküyormuş gibi hissettim çok zaman.Her seste irkildim,korktum.


Tekrar kimseye yaşatmasın Mevlam.Tedbirlerimizi de almamız gerekiyor.Deprem kuşağında yaşıyoruz ve bilinçli olmalıyız.(nerdeeeee,burası Türkiye).















                                                                                                                               Ben Hexe....





17 Temmuz 2015 Cuma

BUGÜN GÜNLERDEN CANIM KIZIM VE BAYRAM

 




17.07.1993  sadece bir tarih değil.Aynı zamanda hayatımı değiştiren varlığı yaşama sebebim olan canım, birtanecik Kızımın doğum günü. Onu büyütürken büyüdüğüm, eğitirken kendimi de disipline ettiğim için onunla yan yana yürümem beni çok mutlu ediyor.Zaman zaman arkadaşım destekcim zaman zaman annesi zaman zaman ondan öğüt aldığım doğrudur.

Canım kızım bugün ayrı şehirlerdeyiz ama kalbim seninle zaten tüm sosyal ortamlardan doğum gününü kutladım resimler ekledim  yazılar yazdım yanımda olsaydın belki bu kadar olmazdı :))) Eee tabii pastalı ,börekli, kısırlı doğum günü kutlardık bol sarılmacalar öpüşmeler veya sen arkadaşlarınla dışarıda olurdun.Bu sene de böyle olsun kuzum.

Dilerim hayattan senin dilediğinden daha fazla dileğin gerçekleşsin,tüm kalbimle.
Dilerim ideallerinin peşinden her zaman ki inatçılığınla gidersin ve hedefine yaklaşırsın.Dilerim sevdiğin insanlarla beraber musmutlu yarınların olur.
Pembe panjurlu evler tarihe karıştı artık ve senin hiç bir zaman öyle bir hayalin olmamıştı.Senin hakkında söyleyebileceklerim şöyle olabilir.
Hatırlıyorum bir ara sihirlerin yok diye ağlamıştın.Ruhsar izlemiştin etkisinde kalmıştın.Her zaman giyim kuşamına çok önem verirdin ki hala öyle.İnanılmaz gururlusun ve bunu asla belli etmezsin.Köpek sevgin inanılmaz büyük ,taparcasına sanki senin çocuğunmuşcasına sahipleniyorsun.Onu gerçekleştirdin Can'ı hayatına kattın.Ya da sen onun hayatına dahil oldun.

 Annen olduğum için seninle beraber olduğum için çok mutlu ve mesudum.Sevgilerin en güzelini bana yaşattığın için beni ANNE yaptığın için çok mutluyum,iyi ki doğdun iyi ki benim oldun.Allahım seni korusun güzel yüzün hiç solmasın.Sonsuz sevgilerimle,


  SENİ ÇOK ÇOK,ÇOOOOOOOK SEVİYORUM BİTANEM,CANIM,KUZUM....



                 Ev arkadaşı Melissa Sukes (Hukuk Fakültesinde okuyor Beykent'te)


               Diğer ev arkadaşı Melisa Salman (Hukuk Fakültesinde okuyor Beykent'te)




Köpüşümüz Can ev arkadaşı :))))


Melissa Sukes ve Rüveyda 



Can, onunda geçtiğimiz hafta doğum günüydü.Tesadüfün böylesi o da Yengeç burçlu.




 Anneciğim bu yıl ki yazım böyle olsun.SEVGİLERİMLE...



                                                             İYİ BAYRAMLAR







9 Temmuz 2015 Perşembe

YAPRAK SARMA (Antakya Yöresi Mutfağına ait)

 



Merhabalar,

Yemek tarifi vereceğim bugün.Ehem ehem mutfakta oldukça iyiyimdir, kesinlikle mütevazı olamıyacağım :))))
Ama tarifi verebilecek miyim bakalım deneyeceğim.Bu tarif farklı.Hatay yöresine(Antakya) ait.Oralı eski bir arkadaşımdan öğrendim.O yörenin mutfak kültürüne bayılıyorum tam benim damak zevkime hitap ediyor.İçli köfte yapmayı da o arkadaşımdan öğrendim ve kesinlikle muhteşem bir lezzet.Biraz zahmetli yoğurması kıvam tutturulması ama lezzeti muhteşem.Bir gün yaparken fotoğraflayabilirsem onu da paylaşacağım :)))

Bu sarma da soğan yok sarımsak var ve iç harcı çiğden oluşturuluyor.Sarımsak piştiğinde ağızda koku bırakmaz çiğken kokar,bilin isterim.



şişşşt pisssst izleyici(!) şeytan ayrıntıda saklıdır isimli çalışmam :)) 

                                                       



         
   Malzemeler : 
                       -Asma yaprağı
                       -3 su bardağı pirinç
                       -3 adet orta boy domates (kabuğu soyulup rendelenmiş)
                       -2 yemek kaşığı acıbiber salçası (varsa o yöreye ait ev yapımı olanından yoksa OLCA markasını tavsiye ederim.)
                       -2 yemek kaşığı domates salçası
                       -2 çay kaşığı karabiber
                       -1 demet maydanoz
                        -bol taze nane yoksa kuru nane de olabilir ama tazesi daha lezzetli olur :)
                       -1 limon suyu (nar ekşisi de olur zevkinize kalmış.)
                       -1 büyükbaş (bol) sarımsak Rondo da çekilmiş veya çok ince doğranmış (rende yapmayın.)
                        -yarım çay bardağı zeytinyağ (pişirmeye koyarken biraz da üzerine gezdirilir.)
                        -tuz göz kararı çünkü, acıbiber salçası tuzlu olur tuzuna bakarak ilave edilir.
                        -Biber salçasının acısı az geliyorsa pul biber de ilave edebilirsiniz.

   Püf noktası  : Domates kabuklarını atmayın tencerenin içine yerleştirin hatta yıkadığınız maydanoz saplarını da.Sarmaları bunların üzerine dizin hem sarma yanmayacaktır hem daha lezzetli olacaktır.

   Yapılış: Asma yaprakları haşlanır.Ölçü veremiyorum fazlaca olsun kalanını derin dondurucuda saklayabilirsiniz.Asma buldunuz mu hepsini toplayın, nasılsa sürekli mevsimi boyunca yaprak veriyor.Ben öyle yapıyorum :))))
pirinçleri soğuk suyla iyice yıkayın ve kalan tüm malzemeyi ilave edin.Evet 1 limonun suyunu da harcına sıkacaksınız.Elinizle iyice yoğurun,pirinçleri kırmadan tabii.Ev yapımı acıbiber salçası katı olur iyice diğer malzemeye karıştırılmalı.Sonrasında da iş maharetinize kalmış sarmaları aynı boy ve ende sarabilmek.Her yaprağa 1 çay kaşığı kadar (tepeleme değil) iç harcı koyulur çünkü harç çiğ ve pişerken pirinç şişecek.Sarmaları dizerek tencereye yerleştirin aralarında çok boşluk olmasın zira pişerken özgür pirinçler suyla buluşunca kaçabilirler.

   Püf noktası  : Sarmalar tencereye sıra sıra dizildikten sonra iş pişirmeye geldi.Burası da çok önemli nasıl pişirilir?Biraz zeytinyağı sarmaların üzerine gezdirin .Tencerenin üzerini örtecek kadar dolma taşınız varsa onu yerleştirin (benim hala yok) yoksa aynı ebatta bir tabak ile kapatın. Çaydanlığınızı evet doğru okudunuz çaydanlık hani çayın demi yapılan üst kısmı,onu su ile doldurun ve tabağın üzerine oturtun.2 su bardağı sıcak suya az tuz bir çay kaşığı  kadar ilave edip eritin ve yavaşça tencereye dökün.Orta derecede pişirmeye başlayın.Fokurdamaya başlayınca kısık ateşde yavaş yavaş pişirin.Servis yaparken üzerine arzuya göre limon sıkın.AFİYET OLSUN



 Son Püf noktası: Aynı harç ile dolma da doldurabilirsiniz.Kabak,patlıcan ,yeşil biber,kırmızı biber,domates hatta patates.Karalahana ve beyazlahana (toplahana) ile bile Acayip güzel oluyor hem tek tek hem hepsi beraber.Bir buçuk kilo biber için yeterli ölçü yukarıda yazdığım artıyorsa derin dondurucuya atıverin veya domates ,patates doldurun :)))
TAVSİYE EDERİM ŞİDDETLE...


Evet, ilk yemek tarifimi de vermiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum.Elimin lezzeti böylelikle internete yazılmış oldu.Tarif isteyene de buyrun Blogumdan okuyun diyeceğim acayip havalı oldum hahhahaahhaha.



 Sevgili Kızıma NOT: ANNECİĞİM bak artık telefonda anlatmak ve defalarca anlatmak zorunda kalmıyacağım. Aynen tarifi izle ölçüler kaşık ve bardakla hadi yine iyisin  benden sana kolaylık torpillisin yine :))))))



 Hexe'den sevgilerimle hoşcakalın....







5 Temmuz 2015 Pazar

AYYY AYYYYYYY......





En sevdiğim mevsim 'YAZ'.

KAÇTI-KAYBOLDU

S.O.S

TRABZON'U UNUTTUN GÜNEŞŞŞŞ!!!!!!

Ama hala gelemedi.Güneş'i görmüyoruz bir buçuk aydır.Hala Bahar'dayız.Sevgili Güneş lütfen bize de o gül yüzünü göster,özledik.
Küflendik resmen diyorum.

İyi bir yönü var Orucu kolay tutuyoruz,serin serin.
Ama Temmuz ayındayız ya olmaz ki...İzindeyim,evdeyim,temizlik zamanı ama sen yoksun, GÜNEŞ.

İzinde temizlik mi yapılırmış demeyin.başka zamanım yok Ramazan'da izin kullandırılırsa sadece temizlik yapılır benim evimde.Bayram sonrası oğlumu İstanbul'a göndereceğim o nedenle ben bir yerlere gidemiyorum.Mali durum elvermiyor :)))

Bol tembellik yaptım sayılır.Geç kalkıyorum mesela saat 10 gibi.İşe başlayınca o yataktan nasıl erkenden çıkacağım bilmiyorum.Sadece markete gitmek için evden çıkıyorum.Baya inzivaya çekildim.Kitap okuyorum bloglarınızı okuyorum.Bir diziye de sarmış durumdayım. İkinci sezonunu da bitirdim.

ARROW.





Bir Ada'da 5 yıl mahsur kalmış Oliver Queen eski hayatına döndüğünde hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır.Hiç kimse de sandığı kişiler değildir yalanlar aldatmacalar.Sırlar insanların hayatını sonsuza dek değiştirmeye başlamıştır.Babasının isteğini yerine getirip onun yanlışlarını düzeltmeye başlamak istiyordur.Fakat gerçeklerle yüzleşmek çok kolay olmayacaktır.Yaptığı fedakarlığın yükü ağırdır seçim yapmak zorundadır.Arada bir kendini sorgulamak zorunda kalır.Kolay değildir hem kimliğini gizleyip hem hayatını sürdürmeye çalışmak.Aile,arkadaşlık,dostluk,aşk hepsi zor bir süreçten geçmek zorundadır.
Kahramanımız ARROW olağanüstü bir özelliğe sahip değildir sadece kendini acımasızca eğitip çok iyi bir okçu olmuştur bir sürü bedeller ödeyerek ve ardında sevdiklerini bırakarak.Sevdiklerini tehlikelerden korumaya çalıştıkça daha çok tehlikeyi kendine çekmektedir.Onun gizli kimliğini bilenler de onun zaaflarını kullanmaktadırlar.
Umarım biraz anlatabilmişimdir konusu hakkında.Havalar bozuk olunca bir kaç gün peş peşe izledim.Şimdi ağırdan alıyorum :)))

Ah bu arada,dizi bir diziyle çakışıyor THE FLASH'la.İlginç ayrıntılar var.

Ben aslında FOREVER'ı izliyordum geçen kış.Diğer bir Blogcu komşum sevgili 'UMUT HİKAYEM'in yazarı sevgili Şeyma dizi yeni sezonda olmayacak diye yazdı ,üzüldüm.Oldukça ilginç bir hikayesi vardı.Artık onu da başka bir yazımda anlatırım.

 Son olarak GÜNEŞ'e bir selam gönderiyorum ve sizlerden de rica ediyorum lütfen bana doğru bir gönderinde hasret gidereyim.


Hayırlı Ramazanlar dilerim herkese (geç oldu ama neyse çaktırmayın)
Ben buralardayım.
Sevgiler

HEXE'niz

NuR  :)










29 Mayıs 2015 Cuma

CANLARIM BENİM




Merhaba,


Benim için bu ikisi tüm Dünyam oluyor.Onlarla nefes alıyorum diyebilirim.

Oğluma kavuştum,kızıma hala hasretim.
Çok şükür canparemin sağlık durumu çok çok iyi.Bir ay sonra tahlilleri var,Ağustosun başında tekrar kontrole göndereceğim.

Bu fotoğrafı havaalanında kardeşini eve gönderirken çekmiş.Canım kızım,kurban olurum sana,çok özledim anneciğim....



Bir sürü kitap okudum.
İyi geldi.
TV izlemekten bin kat iyi.
Dizi izliyemediğim için kitaplar yarenlik ediyorlar.






Kitapları şiddetle tavsiye ediyorum.Okurken anlatılan yerlerde adım adım gezdim.Yazarın anlatımı çok akıcı.Sürükleniyorsunuz.
Instagram sayfamda da paylaştım.Okuduğum diğer kitaplarım da var. Blogumun başına ekledim,ziyaret ederseniz sevinirim.



Hexe'nizden sevgilerle.Hoşacakalın...



                                                                                                                                                   NuR     :)








6 Mayıs 2015 Çarşamba

HIDRELLEZ








Merhaba,


Sevgili Blogcular,TEMBEL BEN uzuuuuuuuuuun up uzuuuuuuuuuuunnnn bir aradan sonra bir kaç cümle yazmaya karar verebildi.

Bir miskinlik bir rehavet bir uyuşukluk var hala üzerimde.
Esnemekten bitap düşüyorum.
Sürekli bir uyku hali.
Bahar yorgunluğu mudur?
Depresyonun dibini mi gördüm?
Panik atağım mı hortladı?
Bilemiyorum...

Canım oğlum birtanecik kızımın yanında İstanbul'da.Bir buçuk aydır boş bir eve gidip geliyorum.Çok da özledim onları.Anneler gününde de yanımda olamayacaklar.Bende kendi annemle avunurum artık...
Oğlumu tedavi için gönderdim.
Koskoca Trabzon'da Devlet -Özel Hastanelerinin gani gani olduğu şehirde ve ve ve Fakülte Hastanesinin bile olduğunu da söyliyeyim,çocuğumu ki hastalığın tanısı konmuş TEDAVİ EDEMEDİLER!!!

Üç tane Profösör'e göründü,olmadı.(!)
Zaten Fakülte Hastanesine düştün mü yandın demektir.Tetkikler için gün almak bile ayrı bir hikaye.Onu da yaptır bunu da yaptır şunu da görelim.O arada (Allah vermesin) ölmezsen şanslısın demektir.Hayır anlamıyorum,Tıp Fakültesi kazanabilmek ayrı bir zeka,okuyabilmek onca yıl takılmadan da ayrı bir zeka,uzmanlaşabilmek de ayrı bir zeka ve tanı koyup tedavi edebilmek de ayrı bir zeka işi bence.Eeee herkes de Doktor olamayacağına göre,nedir bu Doktorlardan çektiğimiz???
Bu arada da acı bir Türkiye gerçeğiyle karşı karşıya kalıyoruz,önemli rahatsızlıklarda mutlaka birkaç Doktora görünmek gerekiyormuş.
Demek ki neymiş;ufak tefek rahatsızlıklar için Trabzon'da ki hastanelere güvebilirmişiz ciddi ve hassas rahatsızlıklarda Ankara-İstanbul'a.

Oğlum bu arada 'Crohn' hastası ince bağırsakta reflü.Hassas vücud yapısındaki insanlarda oluyormuş tam olarak neden kaynaklı belli değil.İnce bağırsakta bir allerjik reaksiyon da diyorlar.Oğlum zaten bebekliğinden beri Allerjik bir bünyeye sahip.Allerjik Astımı'da var.Çok şükür şu anda çok iyi.Bazı tahlilleri kaldı onlarda çıksın sonucuna göre tedavisi devam edecek.Üzücü aslında ömrü boyunca gözetim altında olacak.
Tüm hastalara acil şifalar diliyorum yakınlarına da sabır,bir evde bir hasta varsa evin içindeki diğer bireylerde en az hasta kadar etkileniyorlar.Benim bu konuda FOBİM bile oluştu.Hastane Doktor düşmanı oldum.İmdat eşiğim var o eşiğe kadar kendi kendime tedavi olmaya bakıyorum.İnatçı bir KEÇİ olduğumdan (Oğlak burcu) o eşik gelmeden Hastane ve Doktora gitmem.Kesinlikle tavsiye etmiyorum ama elimde değil.Panik Atak hastası olmam da çok normal :((((

Neyse ya; bu kadar rapor vermek yeterli olmuştur.
Bugün HIDRELLEZ geçen yıl ki yazımdan buradan okuyabilirsiniz.
Bu yıl sadece 'SAĞLIK' diliyorum.
Dilerim tüm dilekleriniz arzularınız 'HIZIR' ile' İLYAS'ın buluştuğu anlara denk gelir ve dilekleriniz kabul olur,gerçekleşir.

Allahım dertte olanlara deva,hastalara şifa versin.

Hexe'niz dua ve dileklerinizin gerçekleşmesini dileyerek.Satırlarına son veriyor.Sevgiler



                                                                                                                                                        NuR  :)







18 Mart 2015 Çarşamba

ÇANAKKALE 100.YIL






Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın,

Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir.

Bu ıssız, gölgesiz yolun sonunda,
Gördüğüm bu tümsek, Anadolu’nda,
İstiklal uğrunda, namus yolunda,
Can veren Mehmed’in yattığı yerdir.

Bu tümsek, koparken büyük zelzele,
Son vatan parçası geçerken ele,
Mehmed’in düşmanı boğduğu sele,
Mübarek kanını kattığı yerdir.

Düşün ki, haşrolan kan, kemik, etin
Yaptığı bu tümsek, amansız, çetin,
Bir harbin sonunda, bütün milletin,
Hürriyet zevkini tattığı yerdir.



















8 Mart 2015 Pazar

8 MART BİZ KADINLAR







Kutlanacak bir şey görmüyorum ben.Bunca cinayetin işlendiği ülkemizde Kadının değerini söylememe gerek yok zaten.
Farkında olunsun istiyorum sadece.Biz de varız en zor şartlarda omuz omuzayız.Herşeyden önce eşitiz bunu bilin 'Erkek Cinsi'.Ayrım yapmaya başlamadan önce iyice düşün isteriz.

KADINIZ BİZ!!!









                                                                                                                                                          NuR





14 Şubat 2015 Cumartesi

FİFTY SHADES OF GREY





                                                              

 (Instagram sayfamdaki 'Fifty Shades Of Grey' alakalı fotoğrafım...@nurkibritci Instagram sayfama beklerim.)












Okudum bu üçlemeyi ;hatta 3.kitabın çıkmasını, çevirisinin yapılması ve kitapçılara gelmesini sabırsızca bekledim (beklemeyi bekletilmeyi hiç sevmem) hatta İstanbul'da ki arkadaşlarıma İngilizcesini bulabiliyorsanız o da olur alıp bana gönderin lütfeeeeeeeen...demişliğim var.Ha geldi gelecek diye kitapçıları her akşam iş çıkışı yokladım araya başka kitaplar sıkıştırıp okudum.Bir sürü saçma sapan yorum yapanlar oldu çok erotik, pornografik hatta sapıkça (mazoşistçe) vs.vs.vs.

Kitabı almadan yorumlarını okumuştum gazetelerde Vikitap'ta ve Kitapyurdu'nda.Herkes farklı anlatıyordu.Kimi beğenmiş kimi beğenmemiş.Beni en çok bir Kadın yazarın yazmış olması etkiledi.Erkek yazmış olsaydı daha farklı düşünürdüm.Çünkü biz Kadınlar 'Aşk'a','Sevgiye',Romantizime've'Cinselliğe' daha farklı bakıyoruz.Kadınları anlamak mümkün değil diyorlar ya Erkekler aslında çok kolay, biz duygularımızla hareket ediyoruz.Kalbimize dokunabiliyorsanız mesele bitmiştir.Ammmmaaaa.... damarımız tuttumu biz bile kendimizi tanıyamayız o kadar feci oluruz ( nadir durumdur korkmayın yeter ki kalbimize dokunun!!!).Nerede kalmıştım evet; Kadın yazar ve yabancı olması beni etkiledi.Merak da ettim tabii :))) Bizim insanımızda cinsellikle ilgili tabular olduğu için ağır geliyor tabii.Bazı yerlerinde ben nasıl yani ?yok artık dediğim oldu.Bu kitap için şunu söyleyebilirim;bir hikayesi var.Christian Grey'in (baş kahramanımız o yakışıklı seksi,asi,yaralı küçük çocuk).Hayatını darmadağın etmiş geçmişinde çocukluğunda yaşadığı travma onun sıcak, sevecen,masum kalbini bir soğuk taşa çeviriyor.Kendini herkesten soyutluyor.Kimseyle yakınlık kurmuyor.En önemlisi de kimsenin ona dokunmasına yani fiziki olarak izin vermiyor.Ailesine karşı aşırı korumacı ve bir o kadar da resmi. Anastasia Steele(genç,güzel,akıllı ve anaç bir tarafı olan) hayatına girince hiç ummadığı bir şey oluyor. Aşık oluyor,ama bunu ne kendine ne Anastasia'ya ne de taş tutmuş buz kalbine itiraf edemiyor.Hikaye'de geçmişte küçücük  bir çocukken yaşadığı travma korkunç bir şey.Okurken çok üzüldüm.Annesi sevgilisi tarafından dövülüp öldürülür ki bu dövülmelerden Christian da nasibini alıyor ve annesinin cesediyle beraber günlerce yalnız kalıyor aç ,susuz.Defalarca dövülmüş ve üzerinde sigaralar söndürülmüş, korkunç!!! İçinde ki bu Travmayı bir şekilde atmak için farklı bir yönteme baş vuruyor bunu da ona bir aile dostlarından yaşça büyük bir kadın yapıyor.Ergen yaştaki bir çocuğa cinselliği yanlış anlatıyor, uyguluyor kısaca istismar ediyor .İşte Christian'ın normalleşme çabaları ,gel-gitleri ,Aşk'la tanışması,istismar edildiğini kabul etmesi ve kalbine söz geçirebilme çabalarını bulacaksınız bu üçlemede.Ben çok beğendim.Tavsiye de ediyorum.Okuyun ondan sonra karar verin diyorum.

Bir not ekliyeyim.Kızım kitapları okuduğumu biliyor.Hakkında çok konuşulduğu için merak etti.Ben de okuyayım dedi.Önce uyardım bak cinsellik içeriyor sana uymaz dedim.Bana sadece 'Anne yirmibir yaşındayım istersen buna ben karar vereyim.'dedi.Henüz okumadı ama bana da bir tecrübe oldu.Benim çok olmasa da tabularım varmış.İster istemez yaşadığım toplum beni de etkiliyormuş.Kızım beni bir silkeledi söylediği sözle tekrar kendimi sorguladım.Çocuklarımı ben yetiştirdim kendi değer yargılarıma göre ama bazı noktalar hala üzerinden geçmelikmiş.(Kendime Not: Sen yetiştirdin sen hayata hazırladın son karar çocuklarının olsun.Sadece çaktırmadan izle.)


Son olarak HEXE'niz der ki;

Bugün 14 Şubat Sevgililer Günü;
İlla bir günü olası gerekmiyor sevdiğinizi hatırlamanın.Ayrıca bence Kapitalizmin bir dayatması olduğunu düşünsem de yine de kutlarım sizlerininkinide.Kırmızı güller Kalpler çok hoş.



                                                    SAVAŞMAYIN EY DÜNYA

                                                   SEVİN, SEVELİM, SEVİLELİM



NOT:Sinemaya gidip filmi izlemiyeceğim kapalı yerlere giremiyorum.'I HAVE PANİC ATTACK'.İnternete düştüğü an izleyeceğim şimdiden beğenmiyeceğim gibi çünkü kitabı olan filmler bana inanılmaz vasat geliyor.

Sevgiyle kalın ön yargılı olmayın.






                                                                                                                                                     NuR :)