#kadınolmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#kadınolmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2016 Perşembe

8 MART'IN ARDINDAN ÇOK ACI



Merhaba,

Sevgili Blog komşum Müjde Hanım ''Bücürük ve Ben'' paylaşmış bu yazıyı.8 Mart'ın ardından o kocaman puntolarla dışarıya dökülenlerin hiç birinin arayıp sormadığını duymak içimi daha da acıttı.
Yazık gerçekten Türkiye'de Kadın olmak hele ki Asker Eşi olmak,Eşini kaybetmek ,kurşun da yemek...Yalnız kalmak,hemcinslerimiz tarafından aranmamak,desteklenmemek,hatırlanmamak...

Bir sürü Dernek yok muydu? Kadın Kadın Kadın diye?Kadın hakları savunucuları nerede?

Biz ne ara böyle taş duvar olduk?

Yeminle UTANDIM Kadınlığımdan, İnsanlığımdan :(



Lütfen paylaşalım.Belki biri KADINLAR görür.

Kaynak Hürriyet Gazetesi




" Bana da kurşun sıktılar. Hangi kadın hakları savunucusu çıkıp da 'Senin göğsüne saplanan kurşun bizim göğsümüze sıkılmıştır.' dedi? Hiç. Hani kadın hakları?

" Biliyor musunuz o feminizmden söz edenler var ya? Kadın haklarından, çocuk haklarından söz edenler. Sokağa çıkıp 'kadın hakları' diye bağıranlar. Hiçbiri, hiçbiri aramadı. Bir telefon bile etmedi. Ama biz asker eşleri olarak birbirimize sarıldık. Mehmetçikler aradı, sordu bizi. Bu ülke için canımızı verdiğimiz insanlar ise unuttu bizi."
"Acılı insanlar birbirlerine güç veriyor. Biz çok acılar yaşadık. Yaşıyoruz. İlk günler haberlere konu olup sonra unutuluyoruz. İşte o unutulmak yok mu? İnsanı kahreden o oluyor."

" Bir gün bakıyoruz teröristler pusu kurmuş. Haberler ' Bir asker şehit oldu' diyor ve ertesi gün herkes unutuyor. Ama benim aklımdan çıkmıyor. Çünkü benim sevdiğim adamı öldürdüler. Benim çocuklarımın babasını benim gözlerimin  önünde öldürdüler."


Malazgirt jandarma komutanı binbaşı Arslan Kulaksız, eşinin yanında şehit edildi. :( Eşine de kurşun sıktılar ama Allah korudu. Kızı İrem'i babasız bıraktılar. :(  Sadece bir şehidimizin kısacık hikayesi bu. Mekanı cennet olsun. :( Allah ailesine sabırlar versin.   

Not:  Çorbada tuzumuz olsun; dayanışma önemlidir. Dileyen sevgili arkadaşlarım da bu haberi paylaşabilirler, sevinirim ne kadar çok olursak o kadar iyi. Dayanışma bu günler içindir. :( 








10 Şubat 2016 Çarşamba

TÜRKİYE'DE KADIN OLMAK #3





Merhaba sevgili  Blog komşularım,


Uzun bir konu olduğu için daha doğrusu her tarafı 'B*KLU DEĞNEK' olduğu için bu yazıyı Kara Mizah'la devam ettiriyorum.

*Elinin hamuruyla Erkek işine karışma (!)

*Eksik Etek (?)

*Kesin Kadın şöfördür (!)

*Kız kısmı her şeye karışmaz (!)

*Kadın Doktor yok mu ???!!!

*Saçı uzun aklı kısa (!)

*Sırtımıza SOPA karnımıza SIPA....(Sıpa eşek yavrusu değil mi ki?)

*Karı gibi!!!!!!!

*SESSİZLİK olunca Kız doğdu demek(!)


Daha niceleri.Sokulduğumuz kalıplara bakar mısınız?
Cinsiyet ayrımında Orta Çağa kadar gerilemiş durumdayız.Asla anlayamayacağım şey de bunu destekleyen Kadınların çokluğu.Hayretler içerisindeyim.


Gidin ŞERİAT'ın geçerli olduğu Ülkelerde yaşayın.Biz sizi BOZARIZ!!!





                                        AYŞE, BETER OL!!!!





Konuya devam edilecektir.Hatırlatırım....NuR


22 Ocak 2016 Cuma

TÜRKİYE'DE KADIN OLMAK #2





Konuya devam etmem lazım;
zira başlık attım,
gündelik hayatımda da rahatsız olduğum bir yığın şey var,
yurt dışında doğup büyüdüm 43 yaşıma girdim hala Ülkeme alışamadım.


Neresinden başlayacağımı baya düşündün durdum.Ta çocukluğuma iniyor konu.Yavaş yavaş birçok başlıkta toplamak lazım.

Almanya'da doğdum büyüdüm.Ailem dönüş yapmaya karar verdiğinde bizi neyin beklediğini onlarda kestirememişti.

Babam askerlik sonrası Kore Savaşından sonra (Kore'ye savaş sonrası destek birliği olarak gitmişti) Almanya'ya işçi olarak gitti.Almanya'ya giden ilk jenerasyon yani.Annemle daha sonra evlenip birlikte Almanya'da yaşamaya başladılar.Babam memleketinde çok fakirlik gördüğünden hayata asıldı.Babam, Van doğumlu çünkü rahmetli dedem Binbaşıymış ve Ermeni olaylarında (soykırım iddiası) orada görevliymiş.Ordudan ihraç edilmiş çünkü en yakın arkadaşının ihanetine uğramış.O çok ayrı bir hikaye onuda sonraki bir yazımda anlatırım.Dedem dımdızlak ortada kalmış,zoraki memleketine gelebilmiş.Parasız pulsuz.Fakirlik günleri ondan sonra başlamış.Babam çocukken evden kaçıp limandan bir gemiye kaçak binip Zonguldak'a gitmesi ve orada tek başına yaşam mücadelesi de var.Bunları sonra anlatacağım.

Benim doğup büyüdüğüm Almanya ki; ne öğrendiysem temelimi oradaki eğitimimden aldım, hala bana ilk Vatanım gibi gelir.Biz orada yabancı-mülteci-göçmendik ama hiç Ülkemde gördüğüm gibi ayrımcılık yaşamadım.Her Alman çocuğu ne haklara sahipse aynı haklara sahiptik.

Ailem Türkiye'ye yaz tatillerinde geliyordu.O kısa zaman zarfında çok da anlayamıyorlardı Türkiye'nin karmaşıklığını.Aile kalabalık olduğundan güllük gülistanlık geçiyordu vakitleri.Dönüş yapmalarının bir sebebi de biz çocuklardık.Almanların bile takdiri kazanmış iyi okuyan öğrencilerdik.Eğitim sistemi bizi evimizden uzak okullara yönlendiriyordu.Bizimkilerde çocuklarımız daha fazla ''Almanlaşmasın'' diye dönüş kararı aldı.Oysa ki çoğu akrabamız orada kaldı.

İlk İstanbul'a geldik.Dayımın evine.Onların hayatı bizimkine benziyordu.1984 yılı İstanbul'u Anadolu yakası Kartal /Maltepe.Ne kadar kaldık hatırlamıyorum şimdi ama baya gezdik.Trabzon'a  gidiş vakti geldi Otobüsle yolculuk edecektik.O yolculuğu unutmam mümkün değil.İlk tacizimi o Otobüste yaşadım.Yaşım 12.

Babam,annem,kız kardeşim ve erkek kardeşim.Dört koltuk alınmış ben kız kardeşimle annemler de erkek kardeşimle oturuyor.Nedense bizim koltuklar yan yana veya arka arkaya değildi. Annemler şöför arkasında sol tarafta biz sağ tarafta 2.veya 3.sıradaydık şu an tam hatırlayamıyorum.Nedense sonradan da sağ en arkadan bir öne alınmıştık.

(O muavinin işi olduğunu yıllar sonra anladım.)

Kız kardeşim ısrarla cam tarafı diye tutturmuştu ben koridor tarafındaydım.Kabus dolu bir yolculuktu.
O muavin;
suratı hala gözümün önünde,o açık mavi gözler o pişkin sırıtış.

Gidip gelip saçlarımı okşuyordu.Nasıl rahatsız oluyordum anlatamam.Saçlarım çok uzun ve iki örgülüydü.

Korkuyordum,çok korkuyordum...

Anneme babama bir şey diyemiyordum.Neden? şu an bile bilmiyorum...Beni bir şekilde yanlış anlayacaklarını düşündüm herhalde.Nasıl açıklayacaktım ''saçımı okşuyor bana gülümsüyor''mu diyecektim???
Mola yerlerinde yerimi ısrarla değiştirmek istiyordum ama annem babam bana kızıyordu.Neden?diye soramadılar???Herhalde cam tarafında oturamadım diye kapris yaptığımı düşündüler.
Annem sert kadındır.Öyle bana sarılıp sarmaladığını hiç hatırlamıyorum.Onun sevgi anlayışı  ''içimden seviyorum'' şeklindeymiş.

Nasıl olduysa bizim koltuklar arkaya alındı (?).Uykumdan uyandım çünkü biri elimi okşuyordu.Elimi çekiyorum tekrar ve tekrar elimi alıyor.Sus diye de işaret ediyor.Kimse farkında olmadı kimsenin dikkatini çekmedi.Ben kız kardeşime doğru sokulup uzaklaşmaya çalışıyordum bu sefer koltuğu yana kaydırdı.Arkada oturup saçlarımı okşamaya devam etti.Örgülerimi önüme alıp kollarımı göğsümde kavuşturmaya çalıştım.Yapabildiğim kadar uzaklaşmaya çalıştım.Başka bir yerime dokunmadı sadece saçıma ve elime.

Türkiye'ye bu şekilde giriş yapmış oldum.Bu olayı yıllar yıllar sonra,evlendikten ve kızım doğduktan sonra anneme anlattım.İnanamadı .Niye söylemedin ki dedi?


SÖYLEYEMEDİM.


Çocuktum ben,küçüktüm ,korkmuştum.


Türkiye'de kız çocuğu olmak da SUÇ muş.

Sevgili okuyucu,
TÜRKİYE'DE KADIN OLMAK konulu yazıma bu şekilde devam etmek istedim.Kendi anımla.
Çocukların da istismar edildiği bir dünya'da yaşıyoruz.Nedense Müslüman toplumlarda çok daha fazla istismar ediliyor.Çok düşündürücü çok acı çok çok vahim bir durum.Sizin de görüşlerinizi bekliyorum.SEVGİLER...




O Otobüs,

                                                           (fotoğraf internetten alınmadır)