30 Aralık 2014 Salı

BİR YIL DAHA BİTERKEN...







Hep iyi yıllar dilenir.Mutlu, huzurlu ,sağlıklı yıllar.Nice nice uzun yıllar.Sevdiklerimizle beraber neşeli yıllar.
2014'ü geride bırakırken hiç de dileklerimiz gibi iyi bir yıl olmamış.

Siyaseti hiç karıştırmıyorum!
Kadın cinayetleri,tecavüzler,çocuk istismarı,savaş,etnik kimlik sürtüşmeleri,basın özgürlüğü,kadın-erkek eşitliği /eşitsizliği,güvensizlikler,eğitim sistemi ,sınavlar,hırsızlar,katiller,SOMA kömür madenleri,din istirmacılığı,osmanlıca vs.vs.vs.
Memleket olarak bunlar kulağımıza çalındı,gözümüze sokuldu,dayatıldı!

Haaa bir de Marmaray vardı,duble yollar yapılmış.3.köprü doğa katliamını hiç söylemiyeyim ki yaban domuzları Metropole inmişti.Kanal İstanbul vardı birde o ne oldu ki acep???Hızlı tren seferleri mi bişeyler başlamış.Tabii ki SARAY'ımız oldu yeni gıcır gıcır,milyon odalı falan Osmanlı Sultanlarını ve soyundan gelenleri kıskandıracak nitelikte.Harbiden onlar ne düşünüyor acaba bu SARAY konusunda??? Çok merak ettim şimdi...
Siyaseti hiç ama hiç karıştırmıyorum,valla!!

Bir yılda hayat pahalılığı arttı (her yıl olduğu gibi).Dünyanın en pahalı benzinini, internetini,doğal gazını kullanmaya devam ediyoruz.Zeytin ağaçlarını katlettiler, köylüyü perişan ettiler.Bir de baktık zeytine, zeytinyağına da zam geldi.Fakir tereyağı hiç görmez belki azıcık zeytinyağı kokutacak margarinin yanında pişireceği çorbada o da CISSSSS oldu.Yaz sıcak geçti yağmur yağmadı domatesler olamadı.Al sana MİSSSS gibi salçaya zam.Belki salçalı ekmek yiyecektik o da haram oldu.Bir de mültecilerimiz oldu en kalabalığından.Bizim elektrik faturalarımıza eklenip durur ya o kayıp kaçak bedeli ya o kurulan çadır kentlerde kullanılan elektrik, su, gıda???? Hepsi bizim cebimizden çıkaaaaa...
Siyaseti hiç mi hiç ama hiç karıştırmıyorum,valla!!!

Ben her yıl biraz daha fakirleşiyorum oysa ki çalışıyorum ama o-su, bu-su, şu-su derken PÜÜÜÜFFFF uçup gidiyor paracıklar.Çocuklarını düşün ,okulunu düşün,üstünü düşün ,başını düşün...

Düşün-Düşün-Düşün!
Sonra Taşın!

Sonuç Panik-Atak hastası oldum bu yıl.
Doktora gitmeyi bir yıl kadar erteledim.İnadım tutmuştu çünkü,üstesinden gelebilirim diye düşünüyordum ama olmadı.
Şimdi akşamdan kullandığım minik bir hapım var.İçiyorum oooohhhh pamuk gibiyim :))))

Daha yazarsam saçmalamaya devam edeceğimden korkuyorum.

Netice olarak koca 365 günü devirirken bu yılın aklımda kalanlarından bazıları bunlar oldu.
Yaşadığımız sürece Umut etmeye devam edeceğiz.Yeni yılla birlikte yeni yeni Umutlarımız olacak.
İyi günlerimiz olsun.Dünümüzü aratmayan güzel günlerimiz olsun.Sağlık,huzur,sevinçlerimiz olsun.Paramız da olsun, derdimize derman olacak şifalarımız olsun.İyi dostlarımız olsun.İyi insanlarla karşılaşalım yeni arkadaşlar edinelim. Blog dünyasından bol mesajlar alalım (bunu yazmasam ölürdüm).

Herkese iyi yıllar dilerim.Sevdikleriniz her daim yanınızda,uzakdakiler bir telefonun ucunda ve kalbinizde olsun.
Sevgiler...


                                                                                                                                                       Ben,
                                                                                                                                                     HEXE
                                                                                                                                                (Panik-Atak)













25 Aralık 2014 Perşembe

NOEL BABA (SANTA KLAUS) BANA 20 YIL ÖNCE GELMİŞTİ





Bugün günlerden canım OĞLUM günü.
O benim birtanecik yakışıklı,akıllı,uslu,canparem.
Noel sabahı doğdu.Noel baba bana OĞLUŞUMU getirdi.Noel bu yüzden benim için çok özeldir.ASLANIMIN doğum günüdür.

Daha dün gibi aklımda seni kucağıma aldığım an.Buruş buruş pembe tenin,yumuk ellerin ve cennet kokun burnumda.O kadar küçücüktün,okadar savunmasız.

Canım oğlum birtanecik PAŞAM iyi ki doğdun iyi ki benim oğlumsun.Dilerim hayatta istediğin her şey gönlünce olsun.Sevdiklerinle beraber nice nice seneler dilerim.Seni çok seviyorum.

















                                                                                                                                            ANNEN    :)












26 Kasım 2014 Çarşamba

...KADIN...


                                    


Ne zormuş KADIN olmak,

Ne zormuş BAĞNAZ zihniyetlerde KADIN düşüncesi olmak,

Ne zormuş erkek egemen bir toplulukta KADIN OLABİLMEK!!!!



KADIN

ANNE



ABLA

HALA

TEYZE

YENGE

GÖRÜMCE

BALDIZ

ELTİ

ANNANE

BABANNE

DİŞİ İNSAN TÜRÜ...


KADINIM BEN, her şeyden önce İNSANIM.

İNSANIM BEN,her şeyden önce ANNEYİM.

Bu özelliğim bile beni erkeklerden kat ve kat üstün kılar.Kadınsız yaşayamazsın erkek ırkı her açıdan muhtaçsınız bize.Öyle karşımıza geçip bize lütuf bahşediyormuşsunuz gibi ahkam kesemezsiniz.Dini kullanarak  kalıptan kalıba sokuyorsunuz bizi.Biz sadece bir erkeğin eşi, evinde pişirip kotaran, çocuğunu doğuran, bakan, büyüten,cinsel bir obje değiliz.

Kadınlar toplumun temel direğidir.Bizi ikinci sınıf yapamazsınız.Bu şekilde düşünenleri şiddetle kınıyorum!
Siz istediğiniz kadar erkek egemenliği diyiverin tarihe bakın büyük devletleri bile KADINLAR yönetiyordu ama bunu bile kabul edemezsiniz.Siz varsa yoksa UÇKURUNUZU düşünürsünüz.

YENİ TÜRKİYE'DE;
 -Nefsinize hakim olamadığınız için KADIN suçludur.
 -Tecavüze uğradığı için KADIN suçludur.
 -Taciz edildiği için KADIN suçludur.
 -Akıllıdır diye KADIN suçludur.
 -Güzeldir diye KADIN suçludur.
 -Dişi doğduğu için ve doğurduğu için KADIN suçludur.


Siz KADIN eğitim gördükçe,bilinçlendikçe,kendi ayaklarının üzerinde durdukça size ihtiyaç duymadıkça rahatsız oluyorsunuz.
Çünkü;
Ben KADINIM hayatımı tek başıma da geçirebilirim.Erkeğe ihtiyaç duymadan da ömrümün sonuna kadar yaşayabilirim.Çoğalmak istersem gider sperm bankasından satın alırım,spermi de kendim üretebilirim 3D yazıcısında veya klonlanırım, istersem yaparım yani...Gezmek istersem gezerim.İçmek istersem içerim.Eğlenmek istersem eğlenirim.Kısaca sen kaybedersin ERKEK KİŞİ.
Bizleri hafife alma derim ben.


Dünya'yı bize güldürdürdüğü için  Reis-i Cumhur'a ayrıca sitem ediyorum.Cristof Colomb az gelmişti tam oldu.

Twitter'da okumuştum;İnce mizah :))

''Milli içkisi Ayranla Amerika'yı yeniden keşfeden Reis-i Cumhur.,bir de Aslan Sütünü denesene,Ay'a Neil Armstrong'dan önce çıkmazsan adam değilim.''







KADINIM ben;

                         Rüveyda ve Furkan Can'ın ANNESİYİM,
                         Sena, Nisa ve Ömer Asaf'ın TEYZESİYİM,
                         Nuray,Barış ve Adem'in ABLASIYIM,
                         Gökçe'nin GÖRÜMCESİYİM,
                         Babamın ve Annemin KIZIYIM,
                         Namı diğer HEXEYİM,

                         KADINIM BEN, KADIN...







14 Kasım 2014 Cuma

AHMET HAKAN'A İTHAF OLUNUR -2




Değerli arkadaşım Tandoğan Aydemir namı diğer 'Siyahrakun' dünkü yazıma yorum bırakmış.Bence Ahmet Bey bunu okumalı, bugün tekrar 9u 5geçe diye beş madde sıralamış yazmış.



Ahmet'in yazısını okudum. İlgili bölümü bilmeyenler için yazayım;

"Ayağa kalkmamamın tek nedeni şu: Herhangi bir kutsiyet içermeyen, tamamen dünyevi kalan her türden ritüelle başım hiç hoş değil benim. Cumhurbaşkanı geçiyor diye sigara söndürüp ayağa fırlamaya da kılım, 9'u 5 geçe siren çaldığında hazır ol vaziyetine geçmeye de. Bana göre değil bu türden hareketler. Saygının, sevginin ille de böyle gösterilmesi gerektiğini düşünmüyorum. Ama saygısını, sevgisini böyle göstermek isteyenlere saygım da, sevgim de sonsuz."

Konuya nerden başlasam diye düşündüm. Belli yaşa gelmiş ,belli kültürü almış,eğitimi desen lisans derecesinde. Rüştünü ispatlamış biri.Verdiği örnekler ve sığındığı temel unsur saygıyı "gösterme" şekli. Şekilci olmak istemeyen bir yapıya sahip anladığım kadarı ile. Herşeyi bir kenara bırakalım ve unutalım şimdi. Gün 10 kasım ve saat 09:05. Hepimiz Ahmet Hakan gibiyiz. Kimimiz gazete okuyor kimimiz yürüyor kimimiz arkadaşını sokakta görmüş laflıyor.Sokak şen şakrak. Günlük sıradan bir gün havası.Simitci sıcağı geçmesin diye avazı çıktığı kadar bağırıyor.Sıııcaaaaakkkkk siiiiimiiiiittttttt. Yolda birbirine motor gücünü göstermek isteyen çılgın sürücülerin motor homurtuları. Sonuçta hepsi hızlı ve öfkeli. Saat 09:07. bu rutin düzen duraksamadan devam. Ee ne olmuştu bugün bu saatte. Hiç canım ne olsun sıradan bir gün.Hepimiz Ahmet Hakanız sonuçta. İçimizde yaşıyoruz ya saygıyı......

Ahmet bak kardeşim; bu yazını ABD ya da İngiltere gibi ileri demokratik(!) ülkelerde yazarsan kimse ses çıkarmaz sana.Kendini şaşırmış bir toplumda arayış içinde olan insanlara hitap edersin eyvallah. Burası Türkiye. Kolay kazanılmadı paşam bu topraklar.Çanakkale'de hala kemik çıkıyor. Yıkalım o anıtı da zaman nasılsa içimizde yaşarız. Mangaların 21 pare top atışları da kuru gürültü gelir sana şimdi. Saygı denince ne anlıyorsun sen bilmem ama benim anladığım gibi anlamadığın kesin. İki dakika durman ayağa kalkman saygını göstermen senden birşey alıp götürmez. Bunlar değer yargılarımızdır. Olayı indirgeye indirgeye son tutamak saygı duruşuna kadar getirdiyseniz bu sizin çaresizliğiniz. Ne şiş yansın ne kebap misali saygı duruşunu gösterenlere sevgi ve saygı duyduğunu belirtir cümle ile yazını sonlandırman da garip.

Ve hepsini geçtim merak ettiğim bir konu var Ahmet senin adına. Maaşını aldığın patronun yanına takım elbise ile gittiğinde eğer önünü ilikliyorsan (bu saygı ve protokol kuralıdır) sen kendine bir kişilik check-up'ı yaptırmalısın.Çünkü hastasın....




13 Kasım 2014 Perşembe

AHMET HAKAN'A İTHAF OLUNUR





Değerli Gazeteci ,Yazar, Tarafsız Bölge'nin sunucusu,yapımcısı Ahmet Hakan;

Üzgünüm ama hiç olmamış.Bugünkü yazınızı da 11 Kasım'da yazdığınız da hiç olmamış.Keşke hiç bir şey yazmasaydınız. Bir çok olayı ES geçtiğiniz gibi 10 Kasım'ı da ES geçseydiniz.Bundan kastım her şeyi yazmak zorunda olmadığınızı bu özel gün için de yazmak zorunda hissetmemenizi isterdim.
Ben sizi tarafsız olamaya çalışan diye bilirdim.Hep bunu savunuyordunuz yazılarınızda.Şimdi bir de savunma yapmışsınız nedenlerinizi sıralamışsınız.Ne kadar tepki çektiğinizi yazmışsınız.
Hak ettiniz Ahmet Bey.
Bari siz yapmayın ne olur.Türkiye zor günlerden geçerken ki siz bir gazeteci olarak bunları benden,bizden daha iyi biliyorsunuz.ATATÜRK'ün izlerini silmeye çalıştıkları Ülkemizde siz ne olur ama ne olur bunu yapmayın.Sevmek zorunda değilsiniz eskiden sevmezdim diye yazmışsınız ama SAYGI duymak zorundasınız.Evde olsaydınız tabii ki istifinizi bozmadan ne yapıyorsanız ona devam ederdiniz.Ama dışarıda bir Cafe'de oturuyorsunuz ve herkes saygı duruşuna geçiyor siz oturuyorsunuz.Hiç yakıştıramadım size.Şimdi soruyorum size? Başka kim için ne için bu Ülkede TÜRKİYE'mizde senede bir gün iki dakika saygı duruşu yapılıyor?
Bunu zorunluluk olarak görüyorsunuz ama kesinlikle değil bu SAYGI. Her şeyimizi ona borçluyken bence az bile.




                                                                                                                  SEVGİLER  NUR :)

11 Kasım 2014 Salı

BİLİN İSTEDİM...





BU YAZIMI OKUYAN HERKES BİLSİN Kİ;


Ben,Ülkeme bağlı soyumu sopumu iyi bilen, üzerinde yaşadığım toprağımı iyi tanıyan,son zamanlarda ATATÜRK'e daha da bir hayran bir TÜRK'üm.

O bir KAHRAMAN'dı.Kesinlikle onu daha fazla yüceltmeye çalışmıyorum ki fazlasıyla hak ediyor.Hak etmeyenler kendilerini mala, mülke, paraya, SARAYLARA gömmüşken.Kefenin cebi yok hatırlatmak isterim.Yaptıklarımızla anılacağız.
Vefatının ardından 76 yıl geçmiş olsa da hala O'na koşuyoruz,hala O'nu anıyoruz.Aldığımız her nefesi O'na borçluyuz.

Çok değerli bir arkadaşım Facebook sayfasına aşağıdaki yazıyı yazmış.Daha fazla yazacak kelime kesinlikle mümkün değil.Kısa ve NET.




''O'nu sevmeye mecbur değilsin elbette. İstediğini sever istediğini beğenirsin kim karışır. Ama eğer İngiliz olsaydın ya da ne bileyim bir Yunan olsaydın elbette sevemezdin. Sevmek için bir bahanen olmazdı. O'nu Yunan sevmez İngiliz sevmez İtalyan sevmez. Canlarını yaktı çünkü. Ben seviyorum. Çünkü bana üstünde yaşayacağım bir ülke verdi. Tıpkı babanın evladına bıraktığı toprak gibi. Elbette sevme sen. Dil uzat umursamazca. Belli ki bu ülkede yaşamak seni rahatsız etmiş. Din olgusu ile saldır O'na. Başka neyi sömürebilirsin ki . Ülkede camii yok imam yok hatip yok ya ! Kim dinini özgürce yaşamıyor ki bu topraklarda. Sana ne O'nun içtiğinden sana ne O'nun oynadığı oyundan. Her kul gibi O'da günahsız değil ki. Peygamber hiç değil hele. O bir lider O bir siyasetci O bir asker hepsi bu. Kim dedi sana o bir Put diye kim aklına girdi bu kadar basitce. Her ülke liderini saygıyla anarken bana neden fazla olsun bu. Sen düşünmeden saldır ama kimin umurunda. O hayattayken bile vardı senin gibi düşünen. Ama dedim ya tıpkı Yunan gibi İngiliz gibi İtalyan gibi sende sevme O'nu. Ama UNUTMA BU ÜLKEDE YAŞAYACAKSAN YA SEVECEKSİN YA DA TERK EDECEKSİN. Tıpkı babanın evi gibi....''



                                                                                             TANDOĞAN AYDEMİR



10 Kasım 2014 Pazartesi

10 KASIM



                                  ANIYORUZ













OLMASAYDIN OLMAZDIK...





28 Ekim 2014 Salı

29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMI



CUMHURİYET BAYRAMI



Sen,
 Dünya'ya gelen son KAHRAMANSIN...
















Sen,
 bir Milleti SEFALETTEN kurtardın...














 Sen,
 GÜNEŞ gibi doğdun üzerimize...














 Sen,
mücadelenden ASLA vazgeçmedin...











 Sen,
 hep FİKİRLERİNİ anlattın...














Sen,
bir MİLLETİ hasta yatağından kaldırdın...












 Sen,
hep bize İNANDIN...
























 
                                                                                                       SEN BİZİ ÇOK SEVDİN ATAM...



                                             SEN,
                              BİZİ KURTARDIN ATAM...




                           MİNNETTARIM,GURURLUYUM,ONURLUYUM



                           NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!!!




”CUMHURİYET FAZİLETTİR!”
CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN.
TEŞEKKÜRLER ATAM..

Ey Büyük Ata,
Varlığımızın en kutsal temeli olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyetinin sonsuz bekçisiyiz. Bu karar, değişmez irademizin ilk ve son anlatımıdır. İstikbâlde, hiçbir kuvvet bizi yolumuzdan döndürmeyecektir. Bizler, bütün hızımızı senden, ulusal tarihimizden ve ruhumuzdaki sönmez inanç ateşinden alıyoruz. Senin kurduğun güçlü temeller üzerinde attığımız her adım sağlam, yaptığımız her atılım bilinçlidir. En kıymetli emanetimiz olan, Türk İstiklâl ve Cumhuriyeti, varlığımızın esası olarak, eğilmez başların, bükülmez kolların, yenilmez Türk evlatlarının elinde sonsuza dek yaşayacak ve nesillerden nesillere devredilecektir. İstiklâl ve Cumhuriyetimize kastedecek düşmanlar, en modern silahlarla donanmış olarak, en kuvvetli ordularla üzerimize saldırsalar dahi, ulusal birliğimizi ve yenilmez Türk gücünün zerresini bile sarsamayacaktır. Çünkü, bu aziz vatanın toprakları üzerinde yetişen azimli ve inançlı Türk gençliği, dökülen temiz kanların ve Cumhuriyet devrimlerimizin aydın ürünleridir. Vatanın ve milletin selameti için her zorluğa iman dolu göğsümüzü germek, gerçek amacımız olacaktır.

Ey Türk'ün büyük Ata'sı !
İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz.

Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız.

Türk Gençliği






SEVGİLER






3 Ekim 2014 Cuma

K-U-R-B-A-N BAYRAMI




Merhabalar sevgili Blogcular,


Bayram öncesi yazımı yazmak istedim belki yetiştiremem diye ve şu anda iş yerinde boş boş,kös kös otururken zamanı değerlendireyim diyorum.Çünkü kimse çalışmıyor çünkü boşuna buraya dikildik!
(her Arefe günü olduğu gibi)

Kurban bayramı- kanlı bayram- katliam- gibi aslında.Tamam bir şey demek istemiyorum. Sadece nasıl İnsan var İNSAN var,hayvan var HAYVAN  var ise Kasap var KASAP var.Dinimizin gereği diye Kurban kesiliyor ama yani birazda vahşi gelmiyor mu size de? Kurbanı hep usulünce mi kesiyorlar yani? Canı yanmıyor mu yani?Bazen NEDEN diye Dinimi sorguladığım doğrudur...

Sevgili blog komşum http://kizlierkeklikedili.blogspot.com.tr/  bugünkü yazısında dile getirmiş bu durumu.Benim de içimden geçiyordu aynı şeyler ama toplumumuz da böyle düşünceler artık yadırgandığı için pek ses çıkartmak istemedim.Din devleti olma durumuna doğru gittiğimizden düşüncelerimizle bile dışlanıyoruz hele dini bayram için konuşursam neler derler düşünemiyorum.Malum ya BAŞ ÖRTÜSÜ artık küçücük kızlara takılıyor ve bunun hakkında eleştiri yapanlar dinsizlikle suçlanıyor.Din mevzusu gerçekten iki ucu kakalı değnek benim için neresinde konuşsam eleştirileceğimi biliyorum.Allah'a hesap vereceğim konuşanlara değil ayrıca içimi de bilemezler,NOKTA.

Yarın Hayvanları koruma günü,manidar oldu.
Yine kaçan Hayvanları ,onları kovalayanları,acemi kasapları,kendini kesenleri ve olmazsa olmaz Boğaz'a Haliç'e akan kanları göreceğiz.
Bayramlar artık çalışanlar için tatil demek olduğu için yollara düşenleri (Allah vermesin yine de) trafik kazalarını,gezip tozanları göreceğiz duyacağız.

Kimsenin ağzının tadı kaçmasın sevdiklerinizle birlikte,ailece,dostlarınızla nice güzel bayramlar dilerim.
Ben biraz dinlenmek istiyorum bu yıl izin kullanamadım.Stresli bir dönem geçiriyorum bayram sonrası Kızımı Üniversite'sine gönderiyorum Oğluşumla başbaşa kalacağım.Hazırlıklar eksik tamamlamalar devam ediyor.Sorasında özlemlerimi,duygularımı hatıralarımı yazmaya çalışacağım.

Ben Nur Hexe'niz;

SEVGİLER











18 Eylül 2014 Perşembe

OKUL HATIRALARI





Merhabalar sevgili arkadaşlar,

Okulların açılmış olması bizlere yazacak konu çıkarttı.Sevgili Blog komşum ''Evde Yazar'' İlkokul hatıraları ile ilgili bir yazı yazmış.İlhamı ondan aldım beni eskilere götürdü.Komşucuğum yorumum eksik diye düşündüm kendi sayfama yazmak istedim.İzninizle fikrinizi alıp yazıyorum.Evde Yazar'ı merak ediyorsanız  buradan sayfasına gidebilirsiniz ve harika makalelerine göz atabilirsiniz.

Almanya'dan Türkiye'ye göç ettiğimiz yıl ben Orta Okula başlayacaktım.Almanya'da İlkokul 4.sınıfa kadar.Orta Okul 5. sınıfta başlıyor.Orta Okul diyorum bizim zamanımızdaki ismi buydu.Almanya'dan dönenlerin çocukları Anadolu Liselerine yerleştiriliyormuş ama kimse bize akıl vermedi üstelik Dayım Öğretmendi.Hatta yıl kaybetmemek için bir Avukat tutuldu çünkü genelde sınıf tekrarı yaptırılıyormuş o bile uyarmadı ailemi.Neyse,Trabzon Kanuni Orta Okuluna yazıldım.Şimdi öyle bir okul yok.Yerinde Cudibey İlköğretim Okulu var.Okulun isminin değiştirilmesi bence ayrıca bir garip Türk işi şöyle ki; şehrin içinden çevre yolunu geçirecekler Cudibey İlköğretim Okulunu ve Kurtuluş İlköğretim Okulunu yıkıyorlar.Kanuni Orta Okuluna öğrencilerini aktarıyorlar kalan Cudibey ismi oluyor.Benim çocuklarımın okuduğu dönemde Orta Öğretim kısmı vardı ama artık sadece İlköğretim.Bu arada kızımla oğlum benim okulumda okudu hatta bazı Öğretmenlerim derslerine de girdi.

Türkiye'ye döndüğümüzde ben travma yaşadığımı söyleyebilirim.
Okul kıyafeti, tabii ki siyah önlük bir de hazırı yok terziye diktireceksin.Kumaş seçeneği de yok tek önlük kumaşı var o da kalın.Üç yıl o önlük giyilecek diye de büyük dikilirdi,korkunç.Sen Almanya'da serbest giyin sonra gel siyah önlüğe gir forma olsa neyse.
Çoraplar, en korkuncu zaten buydu hiç unutamam siyah ince kadın çorabı ve külotlu çorap değil jartiyer gibi tek tek sürekli de dizden aşağı yuvarlanır çeksen olmaz tutsan olmaz sinir olurdum.Hala da siyah ince çoraptan nefret ederim okul yıllarımdan sonra hiç giymedim.
Ayakkabının su çekebildiğini,patlayabildiğini,topuklarının aşınabildiğini malesef Türkiye'de öğrendim.Almanların kullandığı ayakkabıları yani kullanılmış ayakkabılarını kullandığımız da olmuştu hiç böyle şeyler bilmiyordum.
Yakalık mevzusu da vardı kurdelayla bağlanırdı ve batardı boğazıma.O yıllarda da sevmezdim boğazıma bir şey dolamayı hala da sevmem daralırım kolye bile takamam ki çok severim.
Saçlarımızı ördürdüler ya kısa olacak ya örülecekti.O zamanlarda da dayatmacı sisteme karşı olacağım belliydi.Siyah beyaz dışında öğrencide renk olmayacak deniliyordu ben renkli Almanya tokalarımı takıyordum. Malesef o tokalarım annanemde kaldığım dönem kayboldu.Çok şeyim kayboldu aslında, çalındı ,fakat annem ses etmemem için beni sıkı sıkı tembihlemişti susmak zorunda kalmıştım.Ne zor bir çocuk için özel eşyalarının kaybolması, çalınması bir de susmak zorunda kalmak.Ayıpmış, kimseyi suçlamamak lazımmış böyle şeyler için.Ne kadar üzüldüğümü gören yoktu tabii.Anneme göre ben büyüktüm şikayet etmemeliydim.Kızarım zaman zaman annemin bu tutumlarına çünkü beni hep idare eden yerine koydu hep ben idare eden olmalıydım..Üç kardeşim var en büyük benim,ablaydım ama çocuktum da.Neyse bu ayrı bir yaradır içimde hiç açmıyayım.

Türkiye'de ki okulumun ilk günü kız erkek ayrımcılığını da öğrendim.Kızlar önde erkekler arkada sıra yaptılar bizi.Boyum uzun olduğu için kızların en sonundaydım, hatta dik durduğumda tüm kızlardan daha uzundum. Buğday tarlasında tek ayçiçeği gibiydim.Dizlerimi kırıp saklanmaya çalışırdım o ilk yıl.
Türkçe konuşurken problem yaşıyordum çok fazla kelime bilmediğim için Almanca'yla karışık konuşuyordum, sınıfdakiler sadece gülüyordu.Bir de numaralanmıştım 3118 çok garibime gitmişti.Öğretmenler bizimle tanışmak için sırayla herkesi kaldırıp kendimizi tanıtmamızı istiyordu.Herkes  numarasını ,adını,soyadını hangi okuldan geldiğini söylüyordu.Ben kendimi anlatınca okul ismini söyleyince gülmeye başlıyorlardı.O kadar utanıyordum ki...İçime kapanmıştım.Kafam önümde hep ağlıyordum.Kimseyle konuşmuyordum.Türkçe Öğretmenim Gülseren Saltoğlu kulakları çınlasın çok ilgilendi benimle.Onun sayesinde biraz uyum sağlamaya çalıştım.Esas uyum sağlamaya benim gibi bir kız sınıfa gelince başladım.
İlknur Tunael.

İsyan halindeydim.

Ailem şehirde değildi.Köyde dedemin (babamın babası) eski evi yıkılmıştı onu tamir ettirmek zorundaydılar şehirde ki evimizde kiracı vardı çıkmasını bekliyordular.Okullar açılacaktı ben Orta Okula başlıyacaktım. Köyde Orta Okul yoktu ben şehirde Amcamlarda kalacaktım.Oradan Okula gidecektim.Amcamın çocukları küçüktü yengemle de pek diyalog kuramamıştım.Benim için yeni insanlardı. Akrabamdılar ama ben yeni tanışmıştım.Okuldan gelince eşyalarımın olduğu bir oda vardı aynı zamanda yattığım oda oraya kapanırdım.Kapısını da kilitlerdim, çıkmazdım.Bir kaç hafta mı gün mü tam hatırlayamıyorum dayanamadım.Bir sabah eşyalarımı poşetlere soktum rahmetli dedemin (annemin babası) dükkanına gittim.''Ben sizde kalmak istiyorum.'' dedim.Dedem Trabzon'un meşhur yağcılarındandı Yağcı Ahmet'in oğlu Yağcı Muharrem.Çok akıllı bir insandı.Önemli bir ayrıntı daha yazayım Aysel Gürel'in sınıf arkadaşıydı.Hafızası zehir gibiydi eskilerden çok çok bahsederdi.Cumhuriyet'ten ,Atatürk'ten,Siyasetten.Nurlar içinde olsunlar.
Sizinle kalmak istiyorum deyip poşetlerimi dükkanına bıraktım ve Okula gittim.Babama haber gönderdiler ki kızın bizde kalmak istiyor.Babam geldi kızdı bana ama ben annanemin arkasına saklanıp gitmek istemiyorum diye ağladım.Annanem ikna etti onu ve artık Annanemlerde kalıyordum.İlk dönem onlarla kaldım ikinci dönem teyzemlerde.
Çok zordu benim için,memleketimiz dedikleri yere getiriliyorsun, evinden ayrı düşüyorsun, yeni çevre, yeni Okul,yeni insanlar ve yalnızlığın.

Türkçe Öğretmenim Gülseren Saltoğlu çok uğraştı benimle ve de İlknur'la.
(İlknur her nerdeysen kulakların çınlasın.Evlenip tekrar Avusturya'ya dönmüştü tekrar buluşamadık.)
İlknur benim gibi yurt dışından gelmişti ve bizim sınıfa verildi.Benim için büyük şans oldu hayatımı kurtardı diyebilirim.O olmasaydı kesinlikle iletişim kurmayacaktım diğerleriyle.Onlar bana gülmüştü çünkü...
(Ne kadar innatçı bir keçi olduğumu hatırlıyorum damarım tuttu mu asla geri adım atmazdım.Oğlak burcu olmanın kötü bazen iyi tarafı işte.)
İlknur da benim gibi siyah önlük,örgü saç,siyah ince jartiyerli çorap,yakalık ve gıcık diğer öğrencilerden muzdarip ağlıyordu.Tek avantajı teyze kızı Filiz'in bir üst sınfta olması ve aynı şeyleri hisseden bendim.Hemen arkadaş olduk birbirimize destek olduk.Zamanla aştık zorlukları.Sonra diğer kızlar katıldı aramıza.Sezer önümüzde oturuyordu zaten (daha önce ondan bahsetmiştim buradan okuyabilirsiniz).Sezer'in uzun lüleli saçları sıramıza değerdi İlknur'la beraber lülelerine çaktırmadan kalemlerimizi sokardık.

Hey gidi yıllar o günlere döndüm yazarken.Ben de size soruyorum sizler neler hatırlıyorsunuz okul yıllarınıza dair?


Okulun resimlerini ararken okulun İlköğretim değil Ortaöğretim olduğunu gördüm.Yukarıda yazdığım yanlışı düzeltirim.









Hexe'niz iyi günler diler.Hoşcakalın








15 Eylül 2014 Pazartesi

OKULLAR AÇILDI




Hemen söylüyorum benim İlköğretimde veya Orta Öğretimde okuyan çocuğum yok Allah'a çok şükür Üniversiteliler.Ama bu bende ki Okul açılışı ve ilk gün heyecanını hiç eksiltmedi.Bu sabah da aynı heyecanı hissettim.İçimde kelebekler uçuştu.Evimin yanında ilkokul var ondan da olabilir tabii :))

Kendi çocuklarımın Okullarının ilk günlerinde hep heyecanlanmışımdır.Sanki ben başlıyormuşum gibi gelir bana. Her şeylerine titizlenirim çoraplarına varıncaya kadar.Lise'ye gittiklerinde bile böyleydim.Herhalde ilk'ler benim için her zaman çok özel olmuştur ondandır bu tutumum.

Çevreme baktığımda bunu önemsemeyenleri de görüyorum.Çocuğu İlkokula başlıyor normal bir günmüş gibi başlıyor günleri.Çocuk bunun özel bir şey önemli bir şey olduğunu bilmeli bence.Ayakkabısı,çantası,forması temiz ,ütülü, boyalı olmalı.Akşamdan banyo yapılmış olmalı.Saçlar düzgün kesilmiş taranmış olmalı.Hiç hoşlanmam dağınıklık, pejmürtelik,düzensizlikten.Çocuklar mis gibi kokmalı.Çocuk senin aynandır aynen seni yansıtır.Ben bunu bilir ve inanırım, bunca yıllık hayatımda da bunun doğru olduğunu gördüm.

Yakınlarımda gördüm çocuk (kız) saçını kısa kestiriyorlar.Neden kestiriyorsunuz diye sorduğumda sürekli saçını kaşıyor, daralıyor, terliyor diyorlar.Bir zahmet sık sık yıkayın çocuğu ferahlasın saçını başını da kaşımaz o vakit.Neymiş;banyo yaparken huysuzluk ediyormuş ağlıyormuş.Sen çocuğuna banyo yaptırma alışkanlığı edindirememişsin suç çocukta tabii.Sanki saçını kestirince hali değişiyor da.Yine o saç kaşınıyor yine ter kokuyor.
Bu çocuğun ilk gün Okula çikolata bulaşmış taytla gitmesi de ayrı bir vaka.Bu olay geçen sene oldu.Bu yıl da kardeşi aynı şekilde Okula başladı.Annesi yakınım oluyor da zor tutuyorum kendimi.Bir kaç kere uyardım ama yok olmuyor.Bu sabah da minikleri okulun önünde görünce ister istemez bahsettiklerim aklıma geldi neyse ya...banane yaaaa...

ÜZÜLÜLÜYORUM AMA....




Google+ da ki bir yazı ve karikatürü paylaşmak istiyorum;


''Bu yıl İngiltere'de 5 yaşındaki çocuklara, Bilgisayar Algoritması dersi kondu.. Türkiye'de , Ortaöğretim kurumlarında ibadethane zorunluluğu getirildi. 
Anladınız mı şimdi biz neden bir türlü geri kalmışlıktan kurtulamıyoruz ...''





Hexe'niz yine de mini mini birlere ve diğer tüm öğrencilere iyi bir eğitim yılı diler.Eğitim şart tabii...Burası TÜRKİYE.
Hoşcakalınız.Sevgiler...


                                                                                                                                                        NuR :)




30 Ağustos 2014 Cumartesi

ZAFER BAYRAMI












BUGÜN DÜŞÜNDÜKLERİMİZİ ÖZGÜRCE SÖYLEYEBİLİYORSAK

ÜLKEM,TOPRAĞIM,MEMLEKETİM DİYEBİLİYORSAK

SEÇME VE SEÇİLME HAKKIMIZI KULLANABİLİYORSAK

EVİMİZDE HUZUR İÇİNDE UYUYABİLİYORSAK

BENİM BİR TARİHİM VAR

BENİM DESTAN YAZAN ATALARIM VAR

DİYEBİLİYORSAK

KISACASI;

ALDIĞIMIZ NEFESİ BİLE

ONA

BORÇLUYUZ.

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN

ATAM RAHAT UYU İZİNDEYİM



''NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!!!''









19 Ağustos 2014 Salı

KADINIZ BİZ!!!! (bir de böyle okuyun)

”Kadın değil, Keçi boynuzuyuz!
Sayelerinde çırılçıplak geziyoruz memlekette. Gözlerini, sözlerini eksik etmiyorlar çünkü üzerimizden. Ne kadar giyinsek de fark etmiyor, kafalarında hep çıplağız biz. Kıyafet özgürlüğümüz elimizden alındığı gibi, bedenimiz de bize ait değil.
Memelerimiz var mesela; ama bizimle alakaları yok. Başbaka’nın şiddetle tavsiye ettiği üzere, doğuracağımız üç çocuk için, kutsal ailenin yapıtaşı, kutsal süt ünitesi onlar. Emzirme sutyeniyle sıkı sıkı korunsun, uslu uslu otursunlar. O kadar! Olur da elbisemizin penceresinden aksilik yapıp görünmeye kalkarlarsa vay hallerine! Elinde kumanda, kanal kanal gezen iktidar partisinin genel başkan yardımcısı düzeyinde muhatap alınıp kovulurlar.
• • •
Vajinamız var mesela; ama vajina dememiz ayıp. Böbrek, dalak gibi bir organ ama Başbakan yardımcısı tarafından yüz kızartan sözcükler listesine alındı. Yumurtalar izin verdiği sürece ayda bir kanıyor, adına regl deniyor ama o da ayıp. Kısık sesle ‘halam geldi’ dememize izin var. Bu eşsiz benzetmenin çıkış noktasını bulmak için geleneklerimizin karanlık dehlizlerine dalmaya hiç niyetim yok. Ama bu regl öyle ayıp bir şey ki, ramazanda toplum içinde yemek yiyen başörtülü kadınlar böylece regl olduklarını ilan etmiş sayıldıkları için, elbette ki bir erkek tarafından kınandı. Başörtülü bir kadın ramazanda oruç tutmuyorsa vajinası kanıyordur çünkü, misal şeker hastası olma ihtimali bu kafa için fazla bilimsel.
• • •
Dudaklarımız var bizim. Kırmızı çok yakışıyor. Ama işte, erkek üzerinde bir kilo keçiboynuzu yemişcesine afrodizyak etkisi yaratabileceğinden, THY’de kurum düzeyinde tartışıldı. Hostes kırmızı ruju sürünce ne olacak, servis yaparken, demli çay isteyen yurdum erkeğinin aktive olan testosteronu, kalbinde meydana getirdiği ritim artışıyla bedenini titretip, sıcak bardağı üzerine dökmesine neden olacak! Kırmızı rujuyla, “içecek ne alırsınız efendim” diyen kadının dudaklarının arasındaki bu büyük tehlikeye “dur” demek elbette yine erkeklerin işi.
• • •
Özgürlüklerimiz için sokağa çıktığımızda, devletin polisi saçımızdan sürükleyip, vura vura kalçamızı kırdığında, adı hatırlanmayan, aslına bakarsanız gerek de duyulmayan, Başbakan tarafından “ bir tane ‘kız’ mıdır, ‘kadın’ mıdır artık bilemem” olarak seslendiği insanlarız biz. Ya üzerinden etiketi sökülmemiş yeni bir tişört, ya paketi açılmış eski bir hediye… Çok afedersiniz o yüz kızartan vajinanın içindeki zar da bizim değil elbet, erkeğe sunmakla yükümlü olduğumuz, bize emanet edilmiş hazine o.
• • •
Eşşek gibi çalışırız ama emeğimiz bizim değil. Merdiven altlarında, pencere pervazlarında güvencesiz, üç paraya çalıştırılıp görmezden geliniriz. Kadının yeri evi tabii de, mecburiyet olunca… Gerçi iki ucu kakalı çomak! Kadınlar iş aradığı için işsizliğin yüksek olduğu, bakan düzeyinde ciddiyetle öne sürülmüştü. En iyisi gözden ırak olsunlar, erkeklerin istemeyeceği işleri yapsınlar, bir de çok kazanıp şımarmasınlar. Mazallah kendimize güvenimiz falan gelir, başlarım böyle hayata deyip, çekip gideriz! Gerçi bu asiliğin de çaresine bakılmış. Sokak ortasında öldürülmemizin önünde pek bir engel yok. Cezası, ‘namus temizliği’ne davetiye… Tahrik indirimi memleketin erkeklik haklarının en iyi avukatı.
• • •
Biz varız ama, biz bize ait değiliz. Başbakan düzeyinde dillendirilen kürtaj yasağı, “anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün, anası ölsün,” şeklinde başkent belediye başkanı düzeyinde ve “tecavüze uğrayan doğursun, devlet bakar,” şeklinde de bakan düzeyinde ele alınmış; ancak dibin dibi olarak tanımlanabilecek olan açıklama, görevi insanlığa karşı işlenmiş suçları araştırmak olarak belirlenmiş meclis insan hakları komisyonu başkanından gelmişti. “Tecavüzcü, kürtaj yaptıran tecavüz kurbanından daha masumdur.”
• • •
Onlar, günde beş kadının öldürüldüğü, son on yılda kadın cinayetlerinin yüzde bin dört yüz arttığı memleketimizin iktidar temsilcileri. “Biz karısını kırk yerinden bıçakladıktan sonra sokak ortasında bırakan bir ahlaksız kocayı bu güne kadar duymamıştık” diye şaşıran Bülent Arınç’ın yol arkadaşları. Bugünlerde bir hayadır, iffettir almış yürüyor. Sıfırlanamayan paralarla, kirli ortaklıkla, özgürlüğü ve hayatı yalan dolanla elinden alınmış insanlarla, öldürülen çocuklarla, çekirdek gibi çitlenen işçilerle, tabutu bedeninden ağır çeken Berkin’le, onun acılı anasını yuhalatmakla falan ilgili değil. Mesele kahkaha; ama durum gülünç değil.
• • •
Kadınlar toplum içinde kahkaha atmasın, demek; kadın katillerinin “güldü, tahrik etti, vermedi, öldürdüm” savunmasının temelini oluşturuyor. Bu, komşumuz X efendinin ağzından dökülmüş bir saçmalık olsaydı, karşısına geçip katıla katıla güler, kapısını çalıp “kim o?” dediğinde, vajina der eğlenirdik. Ama değil… Bülent Arınç, AKP’nin kadına bakışını temsilen yaptığı konuşmayla gündemi değiştirmiyor, aksine on iki yıldır hiç değişmeyen kendi gündemlerini hatırlatıyor. Örtülü, örtüsüz bütün kadınların vücudunu, gözleri ve sözleriyle yıllardır çıplaklaştırmaları hiç gülünç değil, aksine çok korkutucu. Haramdan, kıyımdan değil de, vajinadan utanıp kahkahayla irkilen bir zihniyetten ve her gün kadınları hedef alan bu tacizden nasıl kurtulacağız? Asıl soru bu.”
* Gözde Bedeloğlu*



HEXE'niz der ki;

  Kadın olmak zaten zor fakat TÜRKİYE 'de KADIN olmak çok çok zor.Kolay gelsin bizlere de bunu anlamayan koyun kafalara da (hemcinslerimi yine de savunmak isterim).



                                                                                                                                        Sevgiler NuR :)

16 Ağustos 2014 Cumartesi

SICAK ÇOOOOOOK SICAK NEMMMMM ÇOOOOOK NEMMMM.....




(MİKAEL yanlış mevsimde soba yakarsa)


Terliyorum, terliyorum ,TERLİYORUM,



Kendimden bile iğrenir oldum. Yapış yapış oluyorum.Uyuyamıyorum bile.Yatakla şavaşıyorum.

Ben yaz ve sıcak severim.Kıştan soğuktan nefret ederim.

Şunu öğrendim NEM'DEN de NEFRET EDİYORUM.






HEXE'niz NEM'den erimezse yazacak bir ara.Sevgiler





17 Temmuz 2014 Perşembe

İYİ Kİ DOĞDUN BEBEĞİM







Bu sene ramazan beni çok sarstı.Günlerin uzun olması ve çalışıyor olmam beni büsbütün halsiz bıraktı.İftarda çok az yiyebiliyorum sahurda sadece su.İftardan sonra jöle gibi yayılma halindeyim.Havaların sıcak olması da etkiliyor tabii ama ben sıcak sevdiğim için bu konuda şikayet edemiyeceğim.


Temmuz ayının 17 si kzımın doğum günü.Buradan ona bir küçük başlık atmasam olmazdı.Zira artık Blog yazdığımı biliyor.Arada okuyormuş yazdıklarımı gerçi öyle aman da aman bir şeyler yazmıyorum,deniyorum.

Canım kızım; dünyama gelişinle beni ANNE yapan, seninle ağlayıp gülmemi sağlayan,seninle beraber bende büyüyen,edindiğin tecrübeleri seninle sınayan oldum sayende.İstanbul'a Üniversite için gidişinle aramıza bir ayrılık girdi ve ben seni o dönem çok özledim göğsümde kocaman bir delik oluştu,nefes alamadım.Alıştım sonra o da yine senin sayende oldu tabii.Sen her eve gelişinde daha bir büyüyordun daha bir ayaklarının üzerinde duruyordun daha bir genç hanım oluyordun.Bu değişimini izlemek bile bana büyük bir zevk veriyor.Seni iyi yetiştirdiğimi görmek bana gurur veriyor.
Dilerim ki hayatta ne istiyorsan gerçekleşsin.Mutluluk her daima seninle olsun.Sevdiğin değer verdiğin insanlarla birlikte olasın.Seni çok ama çok çok seviyorum iyi ki varsın BEBEĞİM.

 
                       ''SEVDİKLERİNLE BERABER NİCE SENELERE BİTANEM''












                                                                                                                                ANNEN :)

30 Haziran 2014 Pazartesi

RAMAZAN GÜNLERİ -GECELERİ




Merhabalar,

Ramazanın ilk haftasından Pazartesinin iş yerinden bildiriyorum.

Bugün akşam olacak mı? Saatler ilerlemiyor herkes de bir yavaşlık söz konusu öfff uykum da geldi.Sahurdan sonra uyuyamadım.Başım ağrımasın yeter ki tek korkum bu.

Biraz komşularımdan bahsedeyim bugün.Ben genç kızlık mahallemde oturuyorum.Dolayısıyla herkesi tanıyorum.Bir aile apartmanında oturuyorum.Ev sahibim üst katımda oturuyor ve kendisi apartmanımızın şenliğidir onsuz hiç bir şey olmaz.Çok neşeli bir insandır ve çok yardımseverdir.Ablası alt katımda oturuyor onun karşı dairesinde de diğer kardeşi.Çocuklarımızın yaşları birbirine denk kızlar erkekler gayet güzel bir ortam oluyor.Ramazanın ilk akşamı bizim balkonda çay keyfi yaptık dün akşam da üst katta.Sahura kadar ayaktaydık sanki ben işe gitmiyecektim :)))

Ev sahibim de benden beter titiz, temizlik hastası.Ev hanımı olduğu için sınırsız vakti var derin temizlik için.Ben hafta sonuna sığdırıyorum onca işi.Dün de baya bir derine girdim hurçlar açıldı.Kışlık yazlıklar çevrildi.Yorganlar battaniyeler yıkandı bir taraftan.Yeni başladım var biraz daha yıkanacak paklanacak ve tabii bir de boya işim var.Salon ve yatak odası boyanacak.Geçen yıl mutfak,oğlumun odası,kızımın odasını boyadım.Ben boyadım evet yanlış okumadınız kadın başına ben boyadım.Boyacıdan daha iyi boyadım hemde.Gören şaştı valla eee neymiş demek ki elimin hamuruyla erkek işini de yapabiliyormuşum.Sadece şu var bir günde bir oda boyaya biliyorum çünkü odayı boşaltıp boyayıp temizliğini yapıp tekrar yerleştiriyorum.Neden boyacı tutmuyorum diyorsanız;birinci sebebi maliyeti ikinci sebebi çalıştığım için boyacıyı eve nasıl bırakıp gideyim? zamanım yok evde durup boyacının arkasını toplamaya.Bayram tatiline niyetlendim boyanacak o odalar.

Neyse efendim konudan yine çıktım devam edeyim.Komşularımdan çok memnunum başım ağrısa hemen yanıma koşarlar.Allah razı olsun onlardan zor günlerimde hep yanımdaydılar.Çatı katındaki küçük daireleri yapılıyor ve oranın manzarası çok güzel bir iftarımızı da orada yapacağız inşallah.Kalabalık sofralarda yemek yemek ayrı bir zevk hele de Ramazan da.

Neşeli insanlarla birlikte olmak insana iyi geliyor.Bir anda bambaşka biri oluveriyorsunuz.Komşuluk ilişkileri günümüzde yok olmaya yüz tutmuşken özellikle büyük şehirlerde ben komşularımı seviyorum.Zaten eskiler boşuna dememiş ''Ev alma komşu al''diye.


Saat 14 olmuş vallahi bugün vakit hiç geçmiyor.Sıkıldım esniyorum.Önümdeki dosyaya boş boş bakıyorum ellemek bile istemiyorum.Bugün tembelliğim üzerimde ve hayret bloga yazı yazıyorum.

Bu arada sınav sonuçları açıklandı tercihlerimiz henüz yapılmadı ama ikisi de Üniversiteye yerleşiyor.Tercihler yapılsın buradan yazarım neler olup bittiğini :)))

Hexe'niz bildirdi.Evdeyseniz yatın uzanın hatta biraz şekerleme yapın.Ben olsam öyle yapardım esnedim tekrar ya...

İyi iftarlar bereketli sofralar dilerim. Hoşcakalın...





                                                                                                                                                        NuR :)









28 Haziran 2014 Cumartesi

HOŞGELDİN RAMAZAN






Merhabalar sevgili arkadaşlar,


Ramazan ayına başladık hayırlısıyla.Bolluk bereket hemen başladı.Mübarek ay işte hemen kendini belli ediyor.
Bu sene yine izin kullanamıyorum.Bu uzun günlerde Oruçlu çalışmak hayli zorlayacak beni.Migrenim var ve ilk günler fena sarsıyor.Başım ağrımasın yeter ki tek dileğim bu.Şimdiye kadar çok iyi gitti herhangi bir sıkıntı çekmedim.Bakalım öğleden sonra nasıl olacak.
Seviyorum Ramazanı ben.Düzenli yemek yeme alışkanlığı, herkesle aynı duyguları paylaşmak,nefis yemekler pişirmek ve yemek her zaman olsa devam ederim.



Bugün menümde bunlar olacak:

   -Şehriye çorbası

   -Et sote

   -Pirinç pilavı

   -Patates kızartması

   -Salata.

   Tatlı olarak da Dondurma düşünüyorum :)))



  Hexe'niz  hayırlı bir Ramazan diler.Sofralarınızdan bereket eksik olmasın sağlık ve sıhhatli ve esen kalın.Sevgiler...

                                                                                                                             

                                                                                                                                NuR  :)




23 Haziran 2014 Pazartesi

UZUUUUUUN BİR ARADAN SONRA




Merhabalar,


Uzun upuzuuun bir aradan sonra bir şeyler yazayım istiyorum.

Herkes sağlıklı selim öyle bir sıkıntı da yoktu.Sadece çocuklarım YGS sınavına girdiler.Yaşadığımız stresi anlatamam.Geçen hafta Cumartesi günü Sosyal Bilimler sınavı,Pazar günü sabah Matematik öğleden sonra Dil sınavı dün ise Edebiyat ve Coğrafya.Artık soruları göremediğimiz için ne nasıldı ne kadar doğru var bilemiyoruz.Sonuçları dört gözle bekliyoruz.Kolay bir sınav değildi sıkı çalışanlar bile zorlandı.Tüm hayatını etkileyecek bir sınav.Saçma bir sistem...

Biz Veliler çocuklarımız sorularla boğuşurken dualarımızla bekleştik.O sırada elime bu Uğur böceği kondu.Uçmadan fotoğrafını çekebildim.







İnşallah UĞUR getirir biz sonuçları bekliyoruz.Ben hala çok gerginim.Yansıtmamaya çalışıyorum ama sonuçta gelecekleri söz konusu.Kızım tekrar girdi çünkü bölüm değiştirmek istiyor.Oğlum bir yıl daha kaybetmek istemiyor.Bakalım hayırlısı olsun.


Hexe yine uzun bir aradan sonra bir şeyler karaladı.Umarım sizlerinde tüm dilekleri gerçekleşir.

Evde yaz temizliği de yapmaktayım.Boya işlerimde var.Ramazan da hafta sonu başlıyor.Daha sık yazarım diye düşünüyorum.Yıllık izinlerimiz belli değil (ne zaman oldu ki).
Çıldırmazsam kısacası buralarda olacağım.İyi bir hafta olsun Sevgiler.



                                                                                                                                         NUR :)

29 Mayıs 2014 Perşembe

GEZİ



Merhabalar,

Bir yıl nasıl geçti anlayamadım.30 yaşına kadar sanki yıllar yavaş ilerliyordu şimdi ise bir yılı devirmişim dün gibi geliyor.
41.5 oldum bile ama hala 20-25 hissediyorum.Beden eskiyor da RUH eskimiyor gerçekten.

YAŞLANDIM demedim :))

GEZİ PARKI yıl dönümüne geldik.Ne değişti sizce?
Bence,
_İnsanlar daha bir kutuplaştı (ben bile),
_Devlet Demokrasi'den çıktı,
_Yalan dolan legal oldu,
_Devlet Baba olgusu tamamen kayboldu devlete saygı kalmadı.

Bu listeyi uzatabilirim de gerek yok ana başlıklarıyla bunlar oldu.Gezi Parkı eylemini DIŞ MİHRAKLAR-FAİZ LOBİSİ-MARJİNALLER-CEHAPE OYUNU-HAŞHAŞİLER-ÇAPULCULAR-CEMAAT diye yoranlar hala anlayamamışlar.Yazık çok yazık.Olay sadece AĞAÇ ve PARK değildi.Olay sadece sabahın köründe tamamen savunmasız insanlara saldırmak suretiyle çadırlarını yakarak darp etmek dövmek gaz bombalarıyla ZOR kullanarak insanları püskürtmeye çalışmak,yani ŞİDDETE KARŞI DİRENİŞ ti.
Bu kadar basit ŞİDDETE KARŞI BASKICI REJİME KARŞI DİRENİŞ ti.Yazık ki hala bunu anlamadılar.

Kızım da geçen sene direnişe katılanlardandı.Katılma sebebleri de şöyle;okuldan yurda dönerken Taksim'de Metroya biniyorlarmış birden Metroya gaz bombası atıp kapıları kapatmışlar.Kızım arkadaşlarıyla Metro İstasyonunda mahsur kalmış gaz bombasının dumanı altında.Diyor ki; biz yurda gidiyorduk olaylardan bihaberiz bizi gazladılar.Yutlarının önünde Polis bir gazeteciyi GÖKHAN BİÇİCİ yi döverken tanık olmuşlar.Videosunu da çektiler.Derken onlar da DİRENİŞe katıldılar.Bir anne olarak tabii ki çok endişelendim başına bir iş gelir diye ama o çok cesurdu ÇARŞI grubuyla eylemdeydi.3 gece katıldılar sonrasında PROVAKATÖRLER ortaya çıktı zaten.
Divan Oteli'ne baskın yapıldığında kızımın bir arkadaşının annesi de orada iş yemeğindeymiş.Mahsur kalmışlar kadın bir daha sabah evine gidebilmiş.

Ya olaylarda hayatını kaybedenler, yaralananlar uzuvlarını kaybedenler,ruhları yaralananlar onlara ne diyebiliriz ki???
Bir sene geçti aradan bir sürü acı yaşandı ama Hükümetin bir şey anladığı YOK!!!

Bu kutuplaşma bizi hiçbir yere götürmez.Sadece SİZ ve BİZ oluruz.BİZ direnmeye devam ederiz ta ki SİZ anlayana kadar.Boyun eğmeyiz bunu çok NET söylüyorum.


BEN, ÜLKEME, BAYRAĞIMA SAHİP ATATÜRK İLKELERİNİ İLELEBET SAVUNAN,

BEN,TÜRK VATANDAŞI TÜRK OLDUĞUM İÇİN GURUR DUYAN,

BEN,NUR, ÇAPULCU, ÖTEKİ, ATATÜRKÇÜ, (HEXE), ANNE,

SON NEFESİME KADAR NE GÖRÜŞÜMDEN NE DE YOLUMDAN DÖNECEĞİM,

BEN, ASLAN GİBİ İKİ EVLAT YETİŞTİRİYORUM AYNI YOLDA YÜRÜYEN,

BEN,SIRADAN İNSANOĞLU,KADIN,

BEN,ZÜLME ŞİDDETE BASKIYA BAŞ KALDIRIYORUM,

BEN,BUYUM İŞTE;




                                        ''NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!!!''







                                                                                                                                              NuR





24 Mayıs 2014 Cumartesi

BİRAZ ORDAN BİRAZ BENDEN






Ülkenin düştüğü hale bakıp buraya bir şeyler yazmak istemiyorum.İyimser de olamıyorum ama görüyorum ki hayat devam ediyor.

Yine sabah telefonumun saatiyle yataktan kalkıp rutin günüme başlıyorum.Her şey rutin.Her şey aynı.Değiştirmek de gelmiyor içimden.

Günden güne ülkece yaşadıklarımıza bakıp 'daha kötü ne olabilir' diyorum ve bakıyorum daha fenası karşıma çıkıyor.Artık haberlere gazetelere bakmak bile istemiyorum.

Aklıma geldi de geçenlerde,geçenlerde dediysem iki üç ay önceydi Astroloğun biri gezegenlerin geri hareketinden bahsediyordu.Ay tutulması ve bilmem ne karesi durumu oluşmuş bu nedenle bir enerji oluşmuş ve bu insanları olumsuz etkiliyecekmiş.Savaşlar ,sinir patlamaları falan; valla doğru demiş hakikaten.Dedikleri aynen oldu oluyor.Az daha sıkalım arkadaşlar Hazirandan sonra rahatlıyacakmışız.

Geçen Anneler Gününde ben kızımdan bu hediyeyi aldım (itiraf edeyim cüzdan istediğimi söylemiştim ama )



  


Ayrıca manevi kızım GÖZDE de hediye almış;




Kurabiye denemeleri yapıldı kızlar tarafından.Tarif Gözde'nin annanesine ait.




Limonlu Kurabiye yumuşacık ağızda dağılıyor.


  

Tarifi şöyle;

Malzemeler:
Yarım paket margarin veya tereyağı (tereyağı kullandık),
1 çay bardağı sıvıyağ,
1 yumurta,
1 limon kabuğu rendesi,
3 yemek kaşığı limon suyu,
1 buçuk çay bardağı pudra şekeri,
1 paket vanilya,
1 paket kabartma tozu,
Alabildiği kadar un.(yumuşak bir hamur olacak 3-3.5 bardak un kafi)
Üzeri için glazür veya pudra şekeri (glazür kullandık).
Yapılışı:
Margarin veya tereyağ oda sıcaklığında olmalı diğer malzemeler eklenir oldukça yumuşak bir hamur yoğrulur.180 dereceli fırında pembeleşinceye kadar pişirilir.
Kızlar biraz fazla pişirdi :))) soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri veya glazür dökülür.
Bir tepsi kurabiye çıkıyor.Portakallı da yapılabilir.

AFİYET OLSUN.




Hexe'niz kurabiye pek sevmez çok yıllardır yapmadı da.Genelde sütlü tatlılar favorim.Kızlar büyüyünce pasta işlerine merak sardılar eh biz de anneleri olarak izin veriyoruz.Ama benim klasik lafım var her seferinde söylerim
''Mutfağımı batırmayın!''
Temizlik, düzen takıntılı olunca böyle oluyor elimde değil.


               Herkese iyi bir hafta sonu diliyorum.
Gezin tozun dinlenin.
Sevgiler...
  

                                                                                                                                 NuR